Yazdır


Polyannacılık
Sinan Genç
Olmuyor, olmuyor, olmuyor... Göztepe'nin ayarı bir türlü tutmuyor. Malzeme bu, kumaş kötü. Bu iş çuvaldan takım elbise biçmeye benziyor. Anlayacağınız model var ama malzeme dandik. Göztepe'nin maçlarını izlemek gerilim filmi izlemek gibi bir şey. Takım iki pas yapamıyor, üç adımdan topa vuramıyor, kanatsız kuş gibi hangi yöne gideceğini bilmiyor. Kimin ne yaptığını anlamak mümkün değil. Erol Azgın başka çalıyor, futbolcular başka söylüyor.
Zaten olay başarının tabiatına aykırı. Bu takıma 13 maçta 9 gole karşılık verilen 21 puana yazık. 9 golün de 3'ünü forvet, 5'ini orta saha, 1'ini de defans oyuncuları atmış. Çoğu da son dakikalarda veya uzatmalarda atılmış... Allahtan ilahlar ve taraftar var, yoksa o golleri de atamazlar. Daha ne söyleyelim...
Biz yazmaktan, taraftar isyan etmekten usandı, takım aynı futbolu sergilemekten bıkmadı.
Maçtan önce kendi kendime hesaplar yaptım;
"Denizli Belediye'yi yendiler, taraftarın desteğiyle Eyüp'ü de yenerler. Takım en kötü ihtimalle haftayı lig ikincisi veya üçüncüsü tamamlar. Sarıyer'den de deplasmanda puan getirdiler mi, bu işi başarırlar..."
Ama nerede....
Doğrudur, bizimkisi hayal değil, 'Polyanacılık.'
Bana sezon başında; "Bu takımın yedekleri bile en yakın rakibine 10 puan fark atar Play-Off'a yükselir" diyenler geliyor aklıma...
Bırak yedekleri asları bile 1 milyona kurulan ve Göztepe'ye şimdiden 10 puan fark atan lider Akhisar Belediye'nin kulübesinde oturamaz. Aslında ben değil, bunları söyleyenler benden daha Polyana...
Göztepe yatıp kalkıp kalecilerine dua etsin. Daha önce Sinan, üç haftadır da Tamer Göztepe'yi sırtlıyor. Yani takımın genelde hep en iyileri kaleciler. Gerisini siz düşünün. Haa bir de Hasan Aydınlı ile Mert Somay. Erol hoca sahanın en iyisi Hasan'ı neye oyundan aldı, Denizli maçında gol atan Mert'i yanında oturttu anlayamadık? Sonra duyduk ki, çabuk yoruluyorlarmış...
Vah Göztepe'nin haline, vah...

Bonkör Göztepe
Halil Kiraz
Rakipler puan kaybediyor, Göztepe deplasmanlardan getirdiği puanlarla zirveden kopmuyor... Ama öyle bir şeyki sarı-kırmızılılar bu kısmeti bir türlü değerlendiremiyor. Eyüp maçı da o maçlardan birisiydi. Göztepe İzmir'deki maçlarının klasik görüntüsünden uzaklaşmadı. Maçın ilk yarısında bana göre iki ekip de sıkıcı bir oyun sergiledi. Ama biraz Eyüp daha atak gibiydi. Mücadelenin ikinci yarısında ise roller değişti. Her iki takım da gol pozisyonları üretip, ciddi ataklar geliştirdiler. Yani dünkü mücadeleyi Göztepe de kazanabilirdi, Eyüpspor da... Sarı-kırmızılılar ikinci yarıda Recep ve Şadi ile Eyüp'ün kalecisi Serdar Nişancı'yı nişanladı. Gol vuruşlarında beceriksizdiler. Bir de Mert'in son dakikalarda attığı gollük şut vardı onda da kaleci başarılıydı. Ofansta beceriksiz olan Göztepe defansta da Eyüp'ün yıldızı Soner'i durduramadı. Konuk ekibin her girdiği pozisyonda onun imzası vardı. Göztepe'nin bana göre en büyük handikapı oyunu hızlı kuramaması. Özellikle ikinci yarıda baskı kuruldu ama çabuk oyun gerçekleşmeyince pozisyonlar da birbir eridi. Eyüpspor dünkü maçı kazanamadıysa bunun birinci nedeni kaleci Tamer'in formda oluşu, ikinci nedeni ise rakip forvetin son vuruşlardaki basiretsizliğiydi. Bundan sonra ne yapılabilir. Göztepe evinde böyle puanlar kaybetmeye devam ederse kısmeti elinin tersiyle teper. Çünkü artık zaman daralıyor. Erol Azgın'a gelince... Geçen hafta Denizli Belediye maçını kazandıran Mert Somay neden ilk 11'de yoktu?. Ayrıca maçın en iyisi Hasan Aydınlı neden oyundan erken alındı? Tabii ki onun insiyatifindeki olaylar bunlar. En azından Hasan biraz daha oyunda kalmış olsa Mert ile birlikte takımı daha iyi ateşlerdi. Göztepe'nin bol bol son vuruş çalışması yapması gerekir. Bunu biz değil, rakamlar da söylüyor. 13 maçta atılan sadece 9 gol. Ligin en az gol atan takımı Göztepe...