DOÐAN KILIÇ Alsancak Gibi Ligde ilk üçer maçlarını kazanan Göztepe ile İstanbulspor'un mücadelesi küçük bir derbi havasında başladı. Çünkü bu maçı kazanan takım 4'te 4 yapıp, bu haftayı lider kapatacaktı. Göztepe karşılaşmaya 3-5-2'yle başladı. Orta sahayı kalabalık tutan İstanbulspor ise ilerde sadece Bushi'yle gol aramaya çalıştı. Ancak çok güzel bir atmosferde başlayan mücadelede taraflar, pozisyon üretemediler. 90 dakika boyunca iki tane direkten dönen top ve sonradan iptal edilen Göztepe'nin golü dışında kayda değer bir pozisyon yaşanmadı. 69. dakikada Kabat, topu Bekir'den söktü ve topu İstanbul ağlarına yolladı. Orta hakem önce oyunu devam ettirdi ama gol atıldıktan sonra, yan hakemin 'elle oynama' uyarısını dikkate alıp, golü iptal etti. İki takımın orta sahayı ele geçirme çabaları, mücadelenin de bu bölgede yoğunlaşmasına neden oldu. Galip, Göztepe taraftarı Dün sahanın yıldızı İstanbulspor'un etkili silahı Bushi'yi sahadan silen Göstepeli Emre oldu. Bu mücadelenin galibi ise hiç tartışmasız, İzmir ekibinin taraftarlarıydı. Sarı-kırmızılı futbolseverler takımlarına o kadar destek verdiler ki, kendimi bir an İzmir Alsancak Stadı'nda hissettim. Kendi sahalarında azınlıkta kalan İstanbulspor taraftarı ise çaresiz suskun kaldı. Göztepe Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, her fırsatta takımın sol kanadının eksik olduğunu ve bu bölgeye takviye yapılması gerektiğini söylüyor. Ancak İstanbulspor karşısında görüldü ki, asıl problem Göztepe'nin sağında. Mustafa Özkan'ın bu bölgede oynayamayacağı dün açıkça ortadaydı. İzmir ekibinin büyük ümitlerle transfer ettiği Barcik de İstanbulspor karşısında bekleneni veremedi. Tek kelimeyle sahada yoktu. NECATİ BİLGİÇ Mücadele Çok Kalite Yok Güngören’deki liderlik maçında 9’ar puanlı İstanbulspor’la Göztepe yenişemeyince, Galatasaray liderliğe kuruldu. Doğrusu iki takım da zirveye layık bir futbol sergileyemediler, pozisyonu az, golsüz ve orta saha mücadelesi halinde geçen karşılaşmadan puanları paylaşarak ayrıldılar. Sahada hakemlikten bihaber bir kişi de olmasa yazacak fazla bir şey bulmak zor olacaktı. İstanbulspor 4-4-2 düzeninde ve saha defansı yaparak oynarken, Göztepe gol yemeden ve beraberliği hedefleyen bir taktikle, 3-6-l tertibinde ve rakibin orta saha ve uç elemanlarına adam markajı yaparak bozucu oynadı. Doğrusu Rıza Çalımbay iyi bir “atletizm ekibi” kurmuş, futbolcularının hepsi çok koşuyor ama kalite diye bir şey yok. Metin Diyadin gibi bir futbolcu kulübede oturuyorsa bunun ayıbı teknik adamlarda olmalı. Zira sahada klas diyebileceğimiz eleman hemen hemen yok gibiydi. Aykut Kocaman’ın da pili bir iki maçlıkmış. Fenerbahçe’ye karşı orta sahadan çoğalarak yapılan ataklar, şutlar, verkaçlar hiç yoktu. Mehmet Yozgatlı bile gollerini Ümit takımında bitirmiş gibi sahada kaybolup gitti. Oyun gibi pozisyonlar ve direkten dönen topların da denk olduğu maçta Cem Tosyalı gibi futbol oynamamış bir hakem gülünç kararlarla dikkati çekti. Ters fauller, yanlış kartlar, sahadaki takımın formasına benzer kıyafet ne ararsanız O’nda vardı. Rakibine çok sert giren Saidou’ya ikinci kart bir türlü çıkmadı. Elle götürdüğü topla gol atan Kubat da yardımcı hakemin ikazı ile durduruldu ama, sarı kart yine çıkamadı. Son sözümüz de Göztepe seyircisine: Takımını desteklemek güzel ama rakibe çirkin küfürler savurmak hem ayıp, hem de sportmenlik dışı. SİNAN GENÇ Üzülmeyin Beyler Göztepe, İstanbulspor'dan puan aldı. Daha doğrusu, iki puan kaybetti. Sarı-kırmızılı futbolcuların bir puana sevinmediğini, aksine kaybedilen iki puan için üzüldüklerini gördüm. İşin püf noktası işte burada... Göztepe, inanarak, savaşarak, büyükler liginin takımı olduğunu gösterdi. Benim için önemli olan bu. Lig ikinciliği, alınan 10 puan, benim için fantaziden başka birşey değil. Göztepe açısından gerçekçi olmak gerekirse, bu takımın bu ligde çok büyük işler yapacağı gerçek. Rakip İstanbulspor, uzun yıllar birlikte oynayan, ligde üstüste üç galibiyet almış, çok tehlikeli ve iyi bir kadroya sahip bir takım. Böyle bir takım karşısında ezilmeyi bir tarafa bırakın, rakibine zaman zaman ezen taraf Göztepe'ydi. Geçen yılki kadrodan ilk 11'de Tayfun'dan başka hiç kimse yoktu. İlk yarıda Tayfun'un şutu direkten dönmese, ikinci yarıda Kabat'ın golü verilse, hatta Mustafa Özkan'ın girdiği yüzde yüzlük pozisyonda top ağlarla buluşsa, üç puan işten bile değildi. Kilitler sağlamdı Rıza Çalımbay, İstanbulspor dersini iyi çalışmıştı. Mehmet Yozgatlı'yı Emre; Saido'yu Servet'le kilitleyen Çalımbay, Mustafa Özkan, Kabat, Ersen Martin ve sonradan oyuna giren Ümit ile rakibin oturmuş defansını sarstı. Tayfun ve Mehmet de hücuma destek verince İstanbul neye uğradığını şaşırdı. Mehmet oyuna girdikten sonra mücadeleci oyunuyla takımını ateşlerken, defansta Emre ve Kenan günün başarılı isimleriydi. Sonuçta Göztepe kaybettiği iki puan için üzüldü. Bu üzüntü bile onların önümüzdeki maçlarda neler yapacağının göstergesidir. Kim ne derse desin bu Göztepe çok işler yapacak, çok canlar yakacak çook. TURGAY NOYAN Daha İyi Olabilirdi İşin doğrusunu isterseniz böyle bir zirve mücadelesinde çok daha iyi bir futbol düzeyi bekliyordum. Ancak hayal ettiğimi bulamadım. Gelgelelim içimden iki takımın oyuncularını da, hocalarını da fazla suçlamak gelmiyor. Çünkü, onlar kendileri için altı puanlık bir karşılaşma sayılacak maçtan, öncelikle darbe yemeden ayrılmayı hedeflemişlerdi. İstediklerini de aldılar. Bu gözle bakıldığında deplasmanda alınan beraberlik elbette Göztepe için daha büyük bir kazanç... Şöyle bir, maçın enstantanelerini aklımdan geçiriyorum. Göztepe'nin kaçırdığı çok daha ciddi pozisyonlar var. Elbette kaçırdıkları derken rakip kaleci Zdravkov'un başarılı oyununu küçümsemiyorum. Gerçekten de Zdravkov da, Majdan da önemli toplar çıkarttılar. Bu sezon Göztepe'yi ilk kez izliyorum. Mücadele eden, kumaşı iyi futbolculardan kurulu olduğu hemen göze çarpıyor. Üstelik çok genç bir kadro da... Bir maça bakarak karar vermek çok doğru değil ama bu maçta takımın en büyük eksiğini iyi bir oyun kurucusunun bulunmaması olarak gördüm. Akınlar daha organize başlayabilse mutlaka rakibe kaptırılan top sayısı düşecek ve Göztepe'nin oyundaki ağırlığı artacaktı. İstanbulspor maçının iyileri olarak Majdan'ı, Kenan'ı, Emre'yi, Mehmet'i, Kabat'ı ve Tayfun'u gördüm. Çok seri bir futbolcu olduğu söylenen Barcık ise bu maçta çok ağır kaldı. Hakem Cem Tosyalı pozisyonlara yakındı. Ve genelde doğru düdükler çaldı. Ancak sarı kartı olan Saido'nun arkadan yaptığı direk kırmızılık harekete kart göstermeyerek yönetimine gölge düşürdü. Tosyalı korkmayacak ve Saido'yu en azından ikinci sarı kartla oyun dışı bırakacaktı. Hakem bir diğer hatayı da elle oynama gerekçesiyle iptal ettiği Göztepe'nin ağlara giden topunda yaptı. Peter Kabat gerçekten elle oynadıysa bu hareketin cezası sarı karttı. Buna da çekinmeden sarı kartını çıkartabilmeliydi. Yoksa o da bu pozisyonda bizim gibi tereddütte mi kalmıştı?.. Eğer böyle bir tereddüt içinde golü iptal ettiyse Göztepe'ye gerçekten yazık oldu!.. CENGİZ TOKGÖZ Cimboma Kıyak İstanbulspor ile Göztepe kıyasıya bir taktik mücadelesi verdi. İstanbulspor kaybettiği 2 puana üzülürken, Göztepe de beraberlik için geldiği maçtan bunu elde etmenin sevincini yaşadı. Bu arada iki takım da Galatasaray'a bir kıyak yaparak, Cim Bom'u liderlik koltuğuna oturttular. Gelelim maça. İstanbulspor'da topu alan gidiyor, çalım atıyor ve iş işten geçtikten sonra pas veriyor. Tabii hal böyle olunca da rakip yerine yerleşiyor. İstanbulspor'da Murat en iyi olarak göze battı. Mehmet de zaman zaman Göztepe'ye korkulu anlar yaşattı. Biraz beceriksizlik, biraz da şanssızlık gol getirmedi. Göztepe'ye gelince. Bir oyunu toparlayıcı yok. Metin Diyadin'i aradı gözüm. Rıza Çalımbay'ın gençleştirme operasyonu tamam da, aceleye gelmemeli. Metin şimdilik bu takıma gerek. Ersen ilerde yalnız kaldı. Kenarlar kopuk film gibi çalıştı. Adam adama oynadılar. Konuk takımın Servet-Mehmet, Emre Bushi, Gökhan-Güven, Mustafa-Petkov, Mehmet-Saidou ve Tayfun-Murat şeklendeki eşleşmesine karşın, İstanbulspor da Peter'i Niyazi, Ersen'i Saffet ve Mustafa'yı da Güven ile kontrol etti. İstanbulspor son 8 dakikada Mithat, Güven ve Mehmet ile galibiyete yaklaştıysa da skor levhasını değiştiremedi ve konuğuna 1 puan kaptırdı. Seyircinin tansiyonu yükseltmeğe çalıştığı maçta hakem Cem Tosyalı'ya futbolcuların iyi niyetleri nedeniyle iş düşmedi. Ancak Tosyalı'nın 65'de rakibine arkadan sert giren Saidou'ya 2. sarı kart ile birlikte kırmızı kartı göstermesi gerekir idi. 74'de de topu elle alıp gol atan Peter'in cezası sarı kart idi. Şuna da değinmeden geçemeyeceğim, hangi takımın taraftarı olursa olsun, küfür hiçbirine yakışmıyor. Aklı başında olan taraftarlar işi emniyete bırakmadan yanındakini arkadaşça sakinleştirmeli. Yoksa ayıp oluyor.