Yazdır
Biz bu düzeni değiştirmek yerine, düzenin kurallarını kendi çıkarlarımız doğrultusunda kullanmak onursuzluğunu tercih ettikçe, daha çook Antalya, İstanbul, Bursa ve Samsun faciaları yaşarız. Üstelik, üzerimize oynanan oyunları tezgahlayanların, yüzümüze gülüp arkamızdan kazdığı kuyulara gırtlağa kadar gömülerek... "Diyarbakır, maçı vermeyecek" diyen bir hocanın, sahaya sürdüğü takımda neden iki libero var? Neden hiç oynamayan adam sahada? Neden, daha hala Oktay'ın 20 dakikalık oyuncu olduğunu anlamadın? Nerede Tahir? diye sormayız. Eski öğrencilerinin gönderdiği, "Merak etme hocam" mesajı yeter bizim için...Neredesin İzmir? Denizlispor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay'ın haftalar önce, "Ben futbolcularıma güvenmiyorum. Önümüzdeki yıl kalırsam yüzde doksanıyla anlaşmam" dediğinde neredeydin İzmir? O zaman, "Nasılsa dalga bana çarpmaz" diye mi düşündün. Çalımbay'ın sadece o cümlesi UEFA'da kıyametler koparır. Elazığspor'un attığı golde, Hüseyin Kalpar'ın eski öğrencileri miydi o delikanlılar, 80 metre bir hüsnü kabulle poposunu dönerek, savunma yapıyormuş gibi yediler golü! Siz Gençlerbirliği Teknik Direktörü Ersun Yanal'ın, "Altay'ın düşmesinden ben sorumlu olamam", yorumcu Serdar Çakman'ın, "Bursaspor kesin düşmeyecek bir kere, onu aklınızdan silin" cümlelerinden, hala bir şey anlamıyor musunuz? Çalınan cenaze marşının ilk nağmelerinde mi aklımız başımıza gelecek?Her yıl bu ülkede delilleri ortalarda gezinen, sözleri kulaktan kulağa yayılan ve üzerinden zaman geçince, itiraf edilen, aslında ne kadar iğrenç senaryoların sergilendiği olayları yaşıyoruz. Profesyonel insanların nasıl bir cellat gibi meslektaşlarını uçuruma ittiği bir arenanın tanığıyız yıllardır. Bir de bunun adı futbol ha! Bir de bu lig, Haluk Ulusoy'un dediği gibi, "tertemiz" ha!. Bence bu resmen vahşet.(Haberekspres)