|
Göztepe, hakemler, Oğuz Sarvan ve Ali Şaik |
|
|
|
Köşe yazıları -
Oğuz Reşat Sipahi
|
|
Çarşamba, 10 Aralık 2008 14:19 |
|
Hakem... Türk Dil Kurumu’na göre spor karşılaşmalarını, yarışmalarını kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse... Etimolojik (Etimoloji kelimelerin kökenini inceleyen bilim dalı) kökenini bilmiyorum... O yüzden “Hakim” kelimesinden mi, hak emmekten mi geliyor emin değilim...
Oğuz Sarvan... Eski hakem... İzmirli... Halen Merkez Hakem Kurulu Başkanı... “Göztepeli...” Ben demiyorum... Kendi beyanı...
Ali Şaik... Hakem... Cumartesi günü oynanan Göztepe-İzmirspor maçının orta hakemi.
Rıdvan İzmirspor’lu futbolcu... Göztepe-İzmirspor maçındaki penaltı pozisyonunun yaratıcısı. Orta sahadan gelen topu eliyle (TV görüntülerini izleyince aksini söyleyebilen var mı?) düzeltiyor... Sonra da Ali Şaik penaltı çalıyor, Evren’in hareketine... Sonrası malum... Maçta İzmirspor kapanıyor da kapanıyor... Göztepe 1-1 yapıyor ama yine son dakikalarda İzmirspor’un maç boyu ilk gerçek tehlikeli atağında 2-1 oluyor... Futbol ilginç bir oyun... Maçta Göztepe kalecisinin eline top değmiyor ama sonuç 2-1...
Sorularımıza geçelim... O ilk penaltıyı Göztepe kazansaydı neler denirdi? Pekiyi, Göztepe’nin verilmeyen golünden bahseden kaç kişi var? Ligin ilk maçında Mustafakemalpaşaspor maçındaki penaltıdan sonra söylenenleri hatırlıyoruz... Mustafakemalpaşaspor deplasmanında Göztepe için verilmeyen penaltılara kimse yorum yaptı mı? İzmirspor’un Cumartesi günü kazandığı saçma penaltı hakkında yorum yapan kaç kişi var?
Sevgili Rıdvan’a dönelim... Göztepeli olsaydı “Neden elle oynadığını söylemedin?” denir miydi, denmez miydi? Rıdvan hakkında beyanat veren var mı? Rıdvan o penaltının penaltı olduğuna inanıyor mu?
Göztepe lehine hata yapılmıyor mu? Yapılıyor... Ama iddia ediyorum aleyhine yapılanlar lehine yapılanların en az 5 katıdır... Göztepe İzmirspor’a ne ilk kez yeniliyor ne de son kez... Göztepe’nin ne ilk, ne de son iç saha mağlubiyeti... Ama tepkiler çok büyük... Sanki bir gün önce taraftarla yapılan toplantı olmamış gibi... Sahi o toplantıda ne konuşuldu ki... Her neyse konumuza dönelim... Altınbaş Holding’in hatası yok mu? Bir düzine sayabiliriz... Ama çözüm küfür etmek mi? Bir araya gelip çözmeye çalışmak mı? Bir de bildiğiniz alternatif bir grup var mı? Tüm Göztepeli dostlardan ricam lütfen öfkenize yenilmeyin, iki-üç basamak ileriyi düşünün...
Sevgili hakemler size dönersek, Göztepe lehine lütfen hata yapmayın... Nasılsa bu konuda bir lehte hataya 5 aleyhte oluyor... Ne Göztepeli üzülsün, ne de rakip... Allah aşkına aleyhte de yapmayın... Sizin yaptığınız hatalar yüzünden Göztepe’nin başına gelmeyen kalmadı... Hadi anladık “Hatasız kul olmaz” da... Olmaya çalışmanız gerekmiyor mu? Sizin yaptığınız hatalardan kaynaklanan olaylardan Göztepe ceza ödeyecek büyük bir ihtimal... İçiniz acıyor mu? Vicdanınız sızlıyor mu? İzmirspor maçı sonrası hakem ücretini alıyorsunuz. Alacaksınız tabii... Sevgili hakem dostlar İzmirspor maçının ardından aldığınız ücreti hak ettiğinize inanıyor musunuz?
Sayın Oğuz Sarvan sizden bir ricam var... Madem Göztepelisiniz... Göztepe’nin son üç maçına Göztepe lehinde ya da aleyhinde hata yapma olasılığı en az olan, tanımdaki gibi kurallara uygun olarak yansız yönetebilecek tecrübeli hakemleri verin...Göztepe’ye de, rakiplerine de en büyük kıyağı yapmış olursunuz... Tüm okurlara iyi bayramlar...
Oğuz Reşat Sipahi
http://www.sipahi.tk
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 22 Ekim 2009 20:45 |
|
NELER KAZANDIK ve KİMLERİ YENDİK? |
|
|
|
Köşe yazıları -
Koray Emre Çokbankır
|
|
Çarşamba, 09 Mayıs 2001 02:00 |
|
GÖZTEPEMİZ zorluklarla dolu Süper Lig yolunda çok önemli bir engeli daha aştı ve gerek İzmir’e gerekse de tüm ülkeye büyüklüğünü bir kez daha gösterdi. Aylardır süren polemiklere rağmen Süper Lig yolunda dev bir adım atması camiamızı oldukça da mutlu etti. Böylece başarının masa başından değil de sahadan kazanılacağını herkese gösterdi.Geçmiş günlere şöyle bir baktığımız zaman Play-Off’a katılmayı tüm takımlar içinde ilk olarak garantileyen GÖZTEPE, hazırlık aşamasını diğer takımların aksine onu Play-Off’a taşıyan futbolcularına güvenerek hiçbir takviyeye gerek duymadan tamamladı ve ligin ikinci bölümüne başladı. Bunda elbette kuruluşumuzun yaşadığı ekonomik sıkıntının da payı vardı, ancak biliyorum ki eğer takviye gerçekten istense bir yerden bulup buluşturulup yapılırdı. Bizler yaşımız icabı ile -çok fazla futbolla iç içe olsak da, tabii ki bu konularda çok fazla tecrübemiz yok. Ancak tüm dünyaya baktığımızda başarının ana şartının “istikrar” olduğunu görüyoruz. Çoğu zaman paranın ve gücün çok olduğu kulüplerin istikrarı yakalayamadıkları için başarılı olamadıklarını, başarıyı yakalasalar bile bunun kalıcı olmadığını görmekteyiz. GÖZTEPE ise kendi bünyesinde istikrarı yakaladı ve bugün büyük ölçüde Süper Ligi yakalamamızdaki kilit nokta da bu oldu. Başarının perde arkasında ise; geçtiğimiz yılların aksine kadroda sağlanan istikrarın en önemli etken olduğunu zaten söyledik. Bunun yanında ise herkesin kabul ve taktir ettiği, takım içindeki arkadaşlık, birlik beraberlik ve birbirine olan saygı ve sevginin de payı olduğu bir gerçek. Bunlar işin futbolculara ait olan kısmı, bir de teknik kadronun takıma olan katkısı var. Bilgisi ve tecrübesinden hiçbir zaman kuşku duymadığımız, kalpten GÖZTEPELİ olan Ali Çağlar hoca döneminde bazı yanlışlıklar sonucu takım bir türlü istenilen seviyeye gelemiyordu. Teknik heyetteki değişiklikten sonra ilk olarak defans dengeleri yerine oturtuldu. Ümit Hocanın çıktığı ilk maç olan Isparta maçında rakibin kontra ataklarına karşılık Burhan’ın buraya monte edilmesi lig başından beri süre gelen defans problemlerine bir sünger çekti. Bunun yanında Ümit Hoca ve ekibinin bana göre en önemli katkısı tüm futbolcuların yeteneklerini çok iyi etüt etmiş ve çok iyi çalıştırmış olmasıdır. Örneğin Bülent’in muhteşem formu ve Mehmet’i zorunluluktan da olsa sağ kanada çekip, daha sonra onun formunu göze alarak son haftalarda tabir yerindeyse Metin ve Deniz’i gösterip öldürücü darbeyi Mehmet ile vurması gerçekten bir futbol bilgininin zekasının ürünüdür. Ayrıca Ümit Hoca kendini “defansçı” ve “korkak futbol oynatıyor” diye eleştirenlere, gösterdiği bu büyük cesaretle, futbolda cesaretin enayilik olmadığını aksine önemli olanın düşüncedeki devrimin cesurluk olduğunu göstermesi de önemli bir olaydır. Bu iki faktör ayrıca takımın gelecek sezondaki oluşumu hakkında küçük de olsa bir fikir edinilmesi açısından da oldukça önemlidir. Ülkenin yaşadığı sıkıntılara ek olarak, yıllardır futbol piyasasındaki gördüğümüz anormal fiyatlar umarım ki takımı ve teknik kadroyu bozmadan yerinde ve akılcı transferler yapmaya bizi iter. Takım üzerinde fazla oynamadan, dengeleri bozmadan, çok ince ayarlar ile ligin dişli ekiplerinden birisi olacağımıza eminim. Tüm bunların yanında asıl alkışlanması gerekenleri sona bıraktım. Özellikle Gaffar Okkan olayından sonra Diyarbakır’ı belirli güçlerin himayesine alması, bunun yanında geçen yıl yanlışlıkla düşürülen Altay’ın “artık derslerini almışlardır” diye düşünülerek yine bazı çevreler tarafından desteklenmesi ile tüm ülkede oluşan Altay – Diyarbakır direk çıkar, GÖZTEPE veya Konya ekstradan çıkmak için yarışır intibasına, bunun yanında yine bu iki takımın her maçında yaşanan garip ilginçliklerle kazandıkları puanlar ile bu savın doğrulanmasına, ve yine özellikle GÖZTEPE maçlarındaki bizim aleyhimize olan hakem kararları ile adeta önümüzün kesilme çabalarına karşılık yıkılmadan ayakta duran, tüm bu zorluklara en zor dönemlerinde karşı gelen, tüm bir şehrin üzerine titrediği, her türlü maddi ve manevi desteği esirgemediği, siyasi olarak da ayrıca desteklenen şehir takımları karşısında yılmadan duran ve mücadele eden yönetime sonsuz teşekkürler. Bu hiç de küçümsenmeyecek olayı kimse es geçmesin. Bugün bizim bu iki şanslı ve destekli takımı geçmemiz ve şu an üzerlerinde olmamızda, kim ne desin yönetimin olağanüstü çabası ve başarısı vardır. Yaşanan tüm çirkinliklere rağmen, şerefiyle buraya kadar gelen bir takım yaratmış olmanın gururunu da ne kadar duysalar azdır. GÖZTEPE Süper Lige çıkarak bir kentin şerefini de kurtarmış olmaktadır. Ayrıca yine önümüzdeki günlerde önemi daha da iyi anlaşılacak olan “Süper Ligin İzmir’de ekonomiye yapacağı katkıyı” da unutmamak lazımdır. Önümüzdeki yıl İzmir’i tek başına temsil etmenin onurunu yaşayacak olan GÖZTEPE, bazılarına da “İzmir nasıl temsil edilir” mesajını çok iyi bir şekilde verecektir. Bu başarıda katkısı olan herkesi bir kez daha kutlamak istiyorum ve GÖZTEPE camiasından yükselen sesin, önümüzdeki yıllarda bize ışık olmasını diliyorum. GÖZTEPE ÖNCE LİGDE SONRA DA AVRUPA DA YİNE ESKİSİ GİBİ BAŞARILI OLMALIDIR! |
|
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Mart 2009 13:55 |
|
|
DERNEKLEŞME ÜZERİNE |
|
|
|
Köşe yazıları -
Burçak Ünsal
|
|
Pazartesi, 28 Ağustos 2000 02:00 |
|
Hepinizin bildiği ve tecrübelerimizle sabit olduğu üzere takımımız bugüne dek bir çok zaman sahipsiz kaldı ve çok zor günler yaşadı. Kuvvetli ve organize bir birlikteliğin hasretini her zaman çektik. Bu hasret semt grupları kurmak suretiyle giderilmeye çalışıldığına son bir yıldır şahit olmaktayız. Iİstanbul Grubu olarak uzun suredir başlatmak istediğimiz hareketi artık hayata geçirmek ve resmileştirmek zamanı gelmiştir. İstanbul Göztepeliler Derneği en kısa zaman içinde kurulacaktır. Bu konudaki hukuki çalışmaları tamamlamış vaziyetteyim. Derneğimizin tüzüğünü de bitirmek üzereyim. Ciddi, resmi ve kaliteli bir birliktelik ile İstanbul'da mukim bulunan tüm İzmirlileri ve Göztepelileri benimle bağlantıya geçmeye çağırıyorum. Yönetim Kurulu en az 7 kişi olmak durumunda. Biz şu anda belli bir üye potansiyelimiz olmakla beraber Yönetim Kurulunda yer alacak kişiler olarak üç kişiyiz. Okulunu bitirmiş, iyi bir meslek sahibi, Göztepe ve İzmir için Yönetim Kurulumuz ve diğer zorunlu organlarımız içinde iyi niyetle ve azimle çalışacak, sosyal ve profesyonel hayatta yaptırım gücü olan, sorumluluk sahibi GÖZTEPELİLER benimle irtibata geçsin, detayları görüşelim. Ayrıca tüm İstanbul'daki arkadaşlar, öğrenciler, TÜM TARAFTAR oluşumumuzdaki yerini almalıdır ki artık bizim de Türkiye'de bir yaptırım gücümüz olsun ve finans-ekonomi başkentimizde varlığımızı en kuvvetli biçimde sürdürebilelim. Şu an birçok kişi tatilde olması sebebiyle bu gelişimden haberdar olamayabilir. Lütfen, herkes konuyu birbiri ile görüşsün ve özellikle İstanbul'da çalışan/okuyan Göztepelilere ve İzmirlilere konuyu bildirsin ve bu harekete dahil olmaya teşvik etsin. Üç büyükler karşısında amatör ruhunu kaybetmemiş fakat onlarla her alanda muhatap olabilecek ve her zaman Göztepe'yi en iyi biçimde temsil edecek olan bu ciddi ve disiplinli Dernek'in içinde organize bir şekilde tek nefes olup tüm Türkiye'ye büyüklüğümüzü gösterebiliriz. Ankara ve diğer şehirlerdeki ve tabii ki toprağımız İZMIR'deki arkadaşlar, siz de benzer bir yapılanmaya gitmek isterseniz size de gerekli bilgileri sağlamaktan zevk duyarım. |
|
Son Güncelleme: Cumartesi, 21 Mart 2009 13:26 |
|
HÜZÜNLÜ BİR YAZ GÜNÜNDE İZMİR BİR KEZ DAHA İZMİRGÜCÜ'NÜ TARTIŞIR |
|
|
|
Köşe yazıları -
Serkan Boyacıoğlu
|
|
Pazartesi, 23 Haziran 2003 02:00 |
|
HÜZÜNLÜ BİR YAZ GÜNÜNDE İZMİR BİR KEZ DAHA İZMİRGÜCÜ'NÜ TARTIŞIR
Göztepe'nin ve Altay'ın Süper Lig’den düşmesi ile birlikte "İzmirgücü tartışmaları" tekrar alevlenmeye başladı. Yok, efendim İzmir'de altı tane profesyonel takım varmış ve bu sayı çok fazlaymış, yok İzmir takımları arasında çekememezlikler varmış, bu sebeple İzmir takımları Süper Lig’de bir türlü kalıcı olamıyorlarmış.
Elbette her büyük kentte olduğu gibi İzmir'de de camialar arasında bir husumet olduğu doğrudur. Göztepe düşerken Altaylıların sevinçten ne yapacaklarını şaşırmaları ve bunu görüp hırs yapan Göztepelilerin de Altay düşerken sevinçten havalara sıçramaları inkâr edilecek mevzular değildir. Lakin bu olumsuzluklar örneğin, Ankara takımları arasında da mevcut olup, bu yıl Gençlerbirliği ve Ankaragücü arasında oynanan maçlardaki atmosferi hatırlamak bu gerçeği anlamak için yeterli olacaktır. Ne var ki bu çekememezliğe rağmen Ankara takımlarından Gençlerbirliği ligi üçüncü sırada bitirirken son haftalara kadar zirveyi zorlamış, sonunda en azından UEFA kupasına gitmeye hak kazanmış, Ankaragücü ise bu kupaya gitmeyi kıl payı kaçırmıştır. Bu açıklamalardan sonra Ankara'nın da en az İzmir kadar profesyonel takımı olduğunu ve bunun Ankara takımlarının Süper Lig’deki başarılarını engellemediğini de belirtmek mecburidir.
İzmir takımlarının genel başarısızlığındaki en önemli etkenlerden biri şehrin insanının kendi kulüplerine sahip çıkmamasıdır. Göztepe FBJKGS ile İstanbul'da maç yaparken İzmir'de şehrin göbeğindeki barlarda bu maçı TV'den izleyen azımsanmayacak sayıda insan rakip takım lehine tezahürat yapıyor, Göztepe İzmir'de yukarıda bahsi geçen Bizans takımlarıyla maç yaparken İzmirlilerin bir kısmı bu takımların tribününe gidiyor, Göztepe burada Diyarbakır'la, Elazığ'la oynarken yıllardır İzmir'de yaşayan ve bu şehrin ekmeğini yiyen insanlar hala otuz yıl önce göç ettikleri kentlerin takımlarını destekliyorsa ortada ciddi bir kimliksizlik sorunu var demektir. Bu şehirde İzmir Beşiktaşlılar, İzmir Galatasaraylılar, İzmir Fenerbahçeliler dernekleri varsa ve İzmirliler bu derneklere üye oluyorlarsa ortada ciddi bir ihanet var demektir.
Örnekler artırılabilir. "Abi, ben hem Göztepeliyim hem GS'li" diyenler mi istersiniz, hasta Bjk'li olduğunu söyleyen İzmir milletvekilleri mi ararsınız, yoksa merkezleri İzmir'de olan firmaların iş İzmir takımlarına yardıma gelince kaçacak delik aramalarına mı gülersiniz...Belki denilebilir ki bu anlattıklarını örnekte verdiğin Ankara takımları da yaşıyor, demek ki başarılı olma ya da olmamanın tüm bunlarla ilgisi yok. Hayır efendim var, hem de çok var. Diyebiliriz ki bir Gençlerbirliği benzer sorunlarla boğuşmasa ve kendi kentinin insanlarından daha çok destek alsaydı belki de şampiyon olacaktı.
Yeniden İzmir'e dönersek kulüplerimizin başarısızlığında maddi sorunlar başlıca etken olabilir ama eğer biz İzmirliler olarak ortaya bir enerji koyamazsak ve bu enerjiden bir sinerji çıkmazsa İzmir futbolunda kalıcı başarılar için daha çok bekleriz.
|
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Şubat 2010 13:11 |
|