|
Meraklısına uzlaşma dersleri |
|
|
|
Göztepe -
Haberler
|
|
Çarşamba, 08 Şubat 2012 13:45 |
|
Okay KaracanÂ
Amerika'da Super Bowl final maçı 11 milyar dolarlık ekonomi yaratırken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın ifadesine göre Fenerbahçe-Beşiktaş maçının İstanbul'a çıkardığı kamusal fatura 485 bin TL civarında!.. 11 milyar dolarlık ekonomi yaratan Süper Bowl'u kazanan takımın oyuncusu 88 bin dolar kazanmış! şimdi soru şu: Bizim futbol maçlarımızdan birisi bu kadar ekonomi yaratsa maçı kazanan takımın oyuncusuna anlı şanlı yönetim katlarından kaç dolar prim vaat edilir? Rakamı lütfen siz yazın.. İlla ki bir tahmin istiyorsanız söyleyelim fikrimizi.. 250 bin dolardan aşağı olmaz!.. Dün gazeteler Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki hasarın maddî boyutlarını yazdı. Yıllardır alışkınız bu raporlara, İnönü'de, Ali Sami Yen'de birçok kez bu tip hasar tespit raporları çıkmıştı. Yani yeni değil.. Şayet doğalgaz borularına zarar gelseydi oluşabilecek insanî kaybı işaret eden haberler ise tüyler ürperticiydi. Yıllardan beri iyi biliyoruz ki, bu olaylar bir takım taraftarının özel davranış modelinden ziyade tüm taraftar gruplarının benzer davranış şeklini özetliyor. Yani aslında hiçbir taraftar grubunun diğer taraftar grubundan farkı yok. Hal böyleyken, bir takım yöneticisinin mantalite olarak diğerinden farkını aramak ve itiraz gelecek diye söylüyorum bir kalem erbabının diğerinden farklı tarafını konuşmak anlamsızlaşıyor. Bu durumda yeşil zemin üzerinde yeşil dolarlar için yapılan kavgaya çare bulmanın imkânı var mıdır? Türk futbolunda yanlış giden ne varsa, toparlanamayan kaç sorun üzerinde tartışılıyorsa tartışılsın tartışılmayacak tek gerçek var. Herkes aynı yanlışı yaptı, yapıyor ve yapacak.. Sistemi değiştirmek ise imkânsızlaşıyor. Sorun artık psikiyatrist, psikologların görüşlerine başvurup, profesörlerden tavsiye alma aşamasına gelmiş.. Geçtiğimiz günlerde TRT Radyo 1'deki sabah programına katılan bir kadın profesörün söyledikleri ilgi çekiciydi. (Radyo olunca ve sık sık isim telaffuz edilmeyince ismini bilemiyorsunuz, bu durumdan dolayı üzgünüm.) Değerli hocamız, toplumdaki kavgaların bir türlü ortak bir akılla çözülememesine örnek verirken hepimizin bildiği gibi "eğitim şart" klişesini yapıştırıp işin içinden çıkmak yerine, Batı'daki birçok okulda çocukların gelişimine katkıda bulunmak amaçlı bazı derslerin konulduğunu anlattı. ABD'deki bazı programların 8 yaşından itibaren "uzlaşma" dersini uyguladıklarını duyunca paragrafa başlarken kıyasladığımız Amerikan Super Bowl finali ile Türkiye'deki derbi arasındaki çelişkinin kaynağına inebiliyorsunuz. Öyle mi acaba? Mutlaka öyle değildir bana öyle geliyordur!.. Bu ülkede kimse kimseden büyük, asil, şatafatlı değil! Bu ülkede herkesin bir rengi herkesin sevilecek göz kamaştıran ışıltıları, hataları ve günahları var ve bir araya geldiklerinde bir büyüklük ya da bir arıza ifade ediyorlar. Alın size uzlaşma dersi.. Uzlaşabiliyor musunuz? Bugün çok geç belki bugünün 8 yaşındakilerine uzlaşmayı öğretebilirsek 40 sene sonra ancak gelir..
Â
|