YENİ TAKIMLAR VE SÜPER LİG Yazdır e-Posta
Kullanıcı DeÄŸerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Köşe yazıları - Koray Emre Çokbankır
Pazar, 17 Haziran 2001 02:00
Tüm dünyada bir üst lige çıkan takımların işi genelde çok zor olmuştur. Bir önceki yıl kurduğun kadro çıktığın lige göre çok zayıftır. Kadrondaki futbolcular ne kadar kaliteli olursa olsun yeni ligin bir seviye altındadır. Uzun süre bir alt ligde oynayan oyuncular, o ligin mücadele şartlarına alıştığı için yeni lige adapte olmaları uzun sürebilir. Keza bu yönetim ve teknik kadro için de geçerlidir. Yine taraftarlar bir alt ligin şartlarında içeride dışarıda yüksek tempo ve galibiyetlere alıştıkları için yeni ligde pek sabırlı olmayabilir, yeni lige onlar da adaptasyonda zorlanabilirler.Bu gerçekler özellikle Türkiye’de daha çarpıcı bir biçimde ortaya çıkar. Olaya gerçekçi biçimde baktığımızda bir alt ligde yabancısız oynayan bir takıma sen 8 adet yeni yabancı al deyince çıkan takım da oldukça zor durumda kalır. Yapacağı harcamalar diğer takımlara göre daha yüksek olacaktır, çünkü neredeyse yoktan yeni bir takım yaratmak zorundadır. Oraya gelecek futbolcu ister istemez tereddüt yaşar, çünkü takım yeni çıkmıştır. Çıkan takım küçük bir bölgenin takımı ise hem finansman açısından, hem de futbolcunun orada oynayıp oynamamayı istemesi açısından çok büyük zorluklar yaşar. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Kısaca kabul etmek gerekir ki, bir alt ligden çıkan takımlar çok büyük zorluklar yaşamaktadırlar. Ama bu yıl için Türkiye’de bu iş çok daha zorlu olacaktır. Ancak baktığımızda bu gerçeklerin dışına çıkıp ta ilk yıllarında oldukça başarılı sonuçlar alan, bu şartlara göğüs geren ve zorlukları kendi avantajına çeviren takımlar da yok değildir. Bunların ülkemizde örnekleri olduğu gibi Avrupa ve dünyada da sayısı oldukça fazladır. Geçtiğimiz yıllarda karşımıza çıkan Samsunspor, Kocaelispor ve Denizlispor bu takımlara örnek olarak verilebilecek durumdadır. Bu üç takımın da ortak özelliği bir alt ligdeki kadrosunu bozmaması (ama kurduğu kadro da oynadığı ligin üstünde kalitede) ve ismi daha önce pek duyulmamış teknik adamlar ile başarıya ulaşmış olmalarıdır. Kocaeli Güvenç Kurtar ile girdiği mücadeleyi kazanmış bir üst ligde de onunla devam etmişler. Kadroları ise Saffet Sancaklı, Ergun gibi tecrübeli ve yetenekli adamlardan kurulu idi. Denizli’de ise Ersun Yenal kurduğu kadro ile çıktığı ligin bir yılda tozunu atmıştır. Bugün bile hemen hemen kadro korunmaya çalışılmıştır. O takımda da Yusuf, Ümit, Ali Tandoğan, Veysel, kemal gibi tecrübeli ve yetenekli futbolcular vardı. Samsun’un hocasını hatırlamıyorum. Ancak onlar da ikinci ligden çıktıkları yıl kadrolarındaki futbolcuları koruyup (Tanju Çolak, Yaşar vs) ligde üst sıralara gelmişlerdir. Yurt dışındaki takımlara baktığımızda da bu kategori, içersine sokacağımız takımlar oldukça fazladır. Kimisi etnik bir bölgenin takımı olup o bölgeyi en iyi şekilde temsil etmeye çalışmışlar. Yabancı transferini bırakın, kendi bölgesinin haricinde doğmuş yerlileri bile takımda oynatmamış, hatta teknik adam bile bir ara Galatasaraysporun gündemine giren Fernandez’i bir Basklı olmasına rağmen Fransız Baskı olduğu için kabul etmekte çok zorlanmış, yani hep kendi bünyesindeki ve kendi etnik kökenindeki oyuncular ile bir mücadeleye girişmiştir. Athletic Bilbao takımı bu şekilde yaptığı mücadelede İspanya gibi dev ligde şampiyonluk bile yakalamıştır. Kimisi tamamen kendi yetiştirdiği veya dışarıdan genç futbolcuları almış, koşan mücadele eden bir takım yaratmışlardır. İşte bir Alaves örneği, bu yıl İtalya’da Atalanta, Fransa’da Lille, İngiltere ‘de Ipswich Town örneklerinde olduğu gibi. Bu takımlara çok daha fazlaları örnek gösterilebilir. Bu takımların başarılarındaki en önemli etkenlerden biri de mutlaka o ülkelerdeki futbol kültürüdür de. Her takımın şampiyon olabileceği, mücadelenin kıran kırana geçtiği, futbolun sahada oynandığı liglerdir genelde buraları. Her takım şampiyon olabileceği gibi, her takımda küme düşebilir. İspanyol devi Atletico Madrid geçtiğimiz yıl ikinci ligde oynadı, İngiltere’nin en büyük klüplerinden Fulham yıllar sonra lige dönebildi, Almanya’da bir ara Galatasaraysporun rakibi olan Bayern Urdingen yıllardır alt liglerde, Fransa’nın yine en büyük, en çok seyircili takımlarından St. Etiente yıllar sonra çıktığı ligden 2 yıl sonra yeniden düştü. Tüm bunlar bu liglerdeki kaliteyi ve mücadeleyi ortaya koyduğu gibi, neden çok şampiyon çıktığını da işaret ediyor aslında. Bu yıla geldiğimizde ise İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde lige yeni çıkan takımların sezonu olmuştur. İngiltere’de Ipswich Town ve Fransa’da Lille yeni çıktıkları ligi ikisi de üst sıralarda tamamlamışlardır. Buda ligin yeni takımlarının aslında çıktıkları lige alışmaları için çok da fazla zamana ihtiyaçları olmadıklarına güzel birer örnektir. Ipswich Town örneğine baktığımızda futbolu artık tamamen bilimselliğe döktüklerini ve bazı tabuları yıktıklarını görmekteyiz. Futbolcularına doğal çimde değil de yapay çim üzerinde antrenman yaptırdıklarını bir programda izlemiştim. Bu sayede futbolcuların yeteneklerinin daha çok ortaya çıktığını, antrenman yorgunluğunun daha az hissedildiğini ve bu sayede daha fazla yükleme yapabildiklerini o programda anlatmışlardı. Bununla beraber diğer takımlardaki klasik bilimsel antrenman yöntemlerini de elbette kullanıyorlardı. İngiltere’de bahisçilerin en az şans verdiği takım olan Ipswich ligi Aston Villa, Chelsea, Newcastle ve Tottenham gibi takımların üzerinde 5. bitirmiştir. Lille takımının ise bizdeki gibi takımı sırtlayan bir kaleci ile bu seviyeye geldiğini de belirtmek isterim. Lille’de ligi Monaco, Paris St Germain, Lens, Auxerre, Marseille gibi takımların üzerinde 3. bitirmiştir. Tüm bunların yanında yeni kurulan ligler çoğu zaman sürpriz ve yeni şampiyonlar çıkarmışlardır. Geçmişte bu listede değindiğimiz Manchester United İngiltere Premier Ligi kurulmadan önce de şampiyon olmuş, fakat lig yeni ad alıp, statü değiştirince şampiyonluklara ambargo koymuştur. Son söz olarak, yönetimin ülkeyi tanıyor diye almak istediği burada oynamış yabancıların maliyet olarak çok yüksek olacakları muhakkaktır. 15 Temmuzda yürürlüğe girecek olan yeni transfer yasası ile serbest dolaşım elde edecek futbolcuların olacağı akıldan çıkarılmamalıdır. Biraz cesaret gösterip bu türde oyunculara yönelmek bütçeyi pek sarsmayabilir. Teknik kadronun yöneldiği ülkeler benim düşünceme göre doğrudur. Kimse oradan futbolcu mu çıkar diye düşünmesin. Kulüp takımlarımıza ve Ulusal takıma ters gelen ekiplerin hep bu ülkeler olduğunu görmekteyiz. Slovakya ve Makedonya’ya karşı çok zorlandık. Romanya’ya karşı her ne kadar son zamanlarda maç yapmasak ta pek yenemiyorduk. (Yine Polonya ve Çekler öyle) Çek takımı Sigma Olumuc Fenerbahçespora 7 atması çok uzak bir geçmiş değil. Piteşti’nin İstanbul’u elemesi yine geçtiğimiz yılların yaşanmışları. Muhakkak ki buralardan alınan futbolcular çoğu zaman kendi sistemlerinin dışına çıktıklarında zorlanıyorlar ama genelde de gittikleri her yere rahat uyum sağlıyorlar. Ben en azından beklemekten yanayım. Bakalım yönetim bütçesi dahilinde neler yapabilecek. Yimpaş’ın tavan rakam olarak 100 milyar, yine İstanbul takımlarının 500 milyar belirledikleri (ayrıca bu takımlar para da veremiyorlar) ortamda herkes bazı futbolcuları görmek istiyor takımda. Yönetim de muhakkak en iyi futbolcuları almak ister, ama bu işler para ile yapılıyor ve yaşanılan sıkıntılar ortada. Bize düşen şey ise sonun kadar destek olmalıdır. Ne olursa olsun...

Yorumlar (0)




Sadece üyeler yorum yazabilir, Üye ol/Giriş yap.

busy
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Mart 2009 14:03
 
HERŞEY GÖZTEPE İÇİN
İzmirli olup ta İstanbul takımlarını tutanlar lütfen bizim takımlarımızı tutun.©
Bir kez yandı bu meşale sönmeyecek, GÖZTEPE EFSANESİ ölmedi, ölmeyecek..©