Pazar öğlen, hafta içi meydana gelen gelişmelerin verdiği heyecan ve moralle 18 yıllık 2. lig çamurunda birlikte boğuştuğumuz nostaljik rakibimiz Balıkesir ile oynayacağımız maç için stadın yoluna koyuldum. Ne yalan söyleyeyim stadın önünde daha fazla bir taraftar bekliyordum. Ama yine de fena sayılmazdı. Yaklaşık 4 yıldır Göztepemizde yaşanan çöküntü sırasında devam eden kayıtsızlık taraftarda artık bir bezginlik yaratmıştı. İnsanlar aylardır maça gelmemiş ayakları ters gider olmuştu. Kulüp desen herkes yolunu değiştiriyordu. Herkes aynı soruyu soruyordu. Üstüne basa basa: Göztepe bu kadar mı sahipsizdi? Göztepe’yi seven birileri yokmuydu? Sadece taraftarı mı vardı inadına Göztepe diyen?
Hafta içinde yaşanan gelişmeler bu bakımdan çok önemliydi. Artık birileri ya da bir bilinmeyen güç düğmeye basmış olmalıydı ki böyle bir toparlanma başlamıştı. Artık şu bilinmeliydi. Bu işin mazereti yoktu. Bu iş bir şekilde Göztepe için, Göztepe’nin menfaatı için bitecekti. herşeyden daha da önemli olan Göztepe için.
Kapalı tribüne girer girmez bölge binası tarafında yılların alışılmış, fakat uzun süredir maçlardan ayağını kesmiş olan eski yöneticilerimizin ve gruplarının varlığı hemen fark ediliyordu. Biraz geç de olsa gelmişlerdi. Paramparça olmuş, insanların birbirine güveninin kalmadığı, dedikodunun alıp yürüdüğü, maça bile ürkerek geldikleri, birbirlerine saygı ve sevgilerini yitirdikleri Göztepemizde özlenen barışı, huzuru ve toparlanmayı ancak bu grup gerçek anlamda sorumluluk alarak sağlayabilirdi.
Bu düşüncelere dalmışken, takım sahaya çıktı. İzmir’deki iki maçta her hattıyla özveri ile oynayan, temel futbol eğitimi bakımından oldukça donanımlı olan B-Genç kategorisinde mücadele etmesi gerekirken A takım forması verilen futbolcularımız sahaya çıktılar. Daha ilk dakikadan itibaren sahayı parselleyerek her hattıyla rakibi boğarak ve göze hoş gelen paslar ve hareketler yapmaya başladılar. İlk defa takımı izleyenler gözlerine inanamıyorlardı. İki no’lu formasıyla sağ kanatta Murat, minare boyu yüksekten gelen topları mükemmel göğüs stopları yapıyor, hem sağ hem sol ayağını kullanıyor, yere dengeli basıyordu. Üstelik bu oyuncu Nilüfer maçında 11 no’lu forma giymiş sol açıkta oynamış ve bir de gol atmıştı. Metin, daha istekli, Erdinç kalede güvenli, Zafer rakip defansın başını döndüren driplingler yapıyor, Defansta Yasin kelle koltukta toplara giriyor, Orta sahada Recep tekniğini konuşturuyor, kısaca tüm takım canla başla mücadele ediyordu. Yapılan kamplar ve Ahmet Hoca’nın özverisi semeresini veriyordu. Rakip Balıkesir geçen yıldan da alıştığımız gibi klasik bir 3.lig takımıydı. Tam manasıyla göze batan bir futbolcusu olmayan düz top oynayan, kalıplı fakat ağır oyuncularının deneyimli oyunları ile maçı dengede tıutmaya çalışmaktaydı.
Takımımızda özellikle Emre mükemmel sürat ve tekniği ile rakip kalede %100’lük en az 4-5 pozisyon buluyor ama gole çeviremiyordu. Göztepe takımı son yıllarda olmadığı kadar takım gibi takım olmuştu. Kısacası izleyenlere haz veriyordu. Maç bittiğinde, tribündekiler, son yıllarda bu kadar keyif veren futbol izlemediklerini söylüyorlardı. Haksız da değillerdi. Özellikle Murat’ın çatala ampul gibi astığı gol ekmek kadayıfı üstüne kaymak olmuştu.
Maç bittiğinde ortalık bayram yeriydi.
Umarım platform hareketi, camiada sen ben kavgasını bitirerek toparlayıcı ve birleştirici bir hareket olur. Sevenler olur ya da olmaz. Ama platform mevcut gücüyle lider eksikliğinden dolayı oradan oraya savrulan takımımız için bir şanstır. Onların da özeleştiri yaptıkları kendi söylemlerinde anlaşılıyor. Tesisleriyle, hergün artan ve gelişen şubeleriyle, sportif başarı ve duruşuyla örnek bir Göztepe hepimizin dileği. Basın toplantısında Platformun pankartının altındaki küçük yazı aklıma takıldı. Söylemeden edemeyeceğim. “Yine Eskisi Gibi”.
Bu söz eğer 1980-97 yılları arasını kapsıyorsa lütfen eskisi gibi olmasın. Onun yerine yepyeni ufuklara hedeflere sözü bence daha motive edici. Çünkü o yılların ne kadar hatalarla geçtiğini ben yazmak istemiyorum. “Anahtarın valiye gitmesini istemiyoruz” En azından İzmir’de tüm kulüpler tesis zengini olmuşken biz hala halı sahada idman yapıyoruz.
Herşeye rağmen platform hareketi şu an için bu girdaptan çıkış için tek yol olarak görülüyor. Kendi ayakları üzerinde duran, sesi gür çıkan, öncelikle İzmir’de, daha sonra Türkiye çapında zirvede, geçmişinden çıkarımlar almış yepyeni bir GÖZTEPE dileğiyle.
HERÞEY TEK BÜYÜK GÖZTEPE İÇİN