Stoilov olduğu sürece bu takım Avrupa'ya gidemez.
En başta fikrimi net söyliyim devamını okuyacaksanız da böyle düşündüğümü bilerek okuyun.
Daha ligin sadece 2. haftası. Bu kadar erken böyle ağır bir eleştiri yapmanın biraz acımasız görünebileceğinin farkındayım. Belki sezon ilerledikçe haksız çıktığımı düşünürüm hatta umarım çıkarım. Ama bunu iki maçın sonucuna bakıp veya bugün Gençlerbirliği’ne kaybettiğimiz için söylemiyorum. Geçen sezondan beri Stoilov konusunda fikrim bu. İlk iki haftada gördüğüm oyunda düşüncemi değiştirmedi aksine daha da güçlendirdi.
Yan top, duran top, uzun top, ikinci top, fiziksel mücadele, rakibi hataya zorlama. Bunların hepsi bir takımın kullanması gereken varyasyonlar. Ama bizim problemimiz bunların birer silah olmaktan çıkıp neredeyse Stoilov geldiğinden beri oyunun tamamına dönüşmüş olması.
Özellikle ikinci yarıda Arda Okan ve Janderson'un bireysel çabaları ve kabiliyetleri dışında hücumda yaptığımız şey büyük ölçüde kenar ortası ve ceza sahasına top şişirmekti. Evet Gençlerbirliği golü bulduktan sonra bir oyuncuyu ileride bırakıp geri kalan bütün oyuncularıyla savundu. Böyle bir takıma karşı alan bulmak kolay değil. Ama benim problemim zaten yalnızca o bölüm değil. İlk yarıda da, geçtiğimiz sezonda çok farklı bir oyun yoktu.
Hatta maçın en iyi hücumlarımızdan biri bunun tam tersini yaptığımız anda geldi. Arda Okan Andre Henrique ile duvar yaptı. Janderson'a oynadı ve koşusuna devam etti. Tekrar topu aldı ve penaltıyı kazandırdı. Birkaç kısa pasla rakibin savunma düzeninin içine girebildik. Ama bu tarz bağlantıları maç boyunca ya da geçtiğimiz sezon kaç kez gördük?
İki sezondur fizik gücümüz, ikinci toplarımız, duran toplarımız ve rakibi hataya zorlama becerimiz bize ciddi avantaj sağladı. Özellikle sezon başlarında birçok rakip kadrosunu geç kurarken biz fiziksel olarak çok daha hazırdık. Ama artık lig değişiyor. Seviye yükseliyor. Yeni çıkan takımlar bile ciddi yatırım yapıyor. Aynı şeyleri yaparak geçtiğimiz iki sezondaki avantajı koruyamadığımızı görüyoruz.
Topu yere indirmeden, rakibi pasla hareket ettirmeden, hücumda farklı çözümler geliştirmeden belli maçları kazanırsın. Duran toptan gol bulursun, rakip hata yapar, ikinci top düşer ama bunlar olmadığında ne yapacağız? Ben hala bunun cevabını göremiyorum ve Stoilov olduğu sürece göremeyeceğiz.
Savunma tarafı da artık geçen sezonki güveni vermiyor. Gençlerbirliği bugün birkaç kez ceza sahamızın içinde fazla rahat top aldı ve pas yaptı. Yediğimiz golde de bunu gördük. Bunun yalnızca Sonko veya Godoi'nin eksikliğiyle açıklanabileceğini düşünmüyorum.
Bu sezon ilk kez Göztepe dışında bu kadar fazla Süper Lig maçı izliyorum. Açık söyliyim şu ana kadar izlerken en az keyif aldığım takım bizim takım olabilir. Göztepeli olmayan birinin izlemesi zaten zor. Bazen Göztepeli olarak benim bile izlerken sabrım tükeniyor.
Ankersen ve Sepil tarafına çok fazla eleştiri geldiğini görüyorum. Transfer politikası eleştirilebilir. Daha maliyetli, daha bilindik, lige daha hazır oyuncular alınabilir. Yönetimin de hataları vardır. Ama ben Göztepe'nin şu anki temel probleminin kadro kalitesi veya yeterince para harcanmaması olduğunu düşünmüyorum. Benim için asıl problem sahada ne oynamaya çalıştığımız. Bu kadronun bundan daha fazla futbol oynayabileceğini düşünüyorum. O yüzden eleştirimin merkezinde yönetimden çok Stoilov var. Geçen sezon da böyle düşünüyordum. Bugün de fikrim aynı.
Gençlerbirliği'nin ve Metin Diyadin'in de hakkını teslim etmek lazım. Ne yapmak istediklerini bilen bir oyunla geldiler ve 3 puanı aldılar.
Göztepe–Gençlerbirliği maçından aldığım notları ve bugün burada değinmediğim detayları Haftanın Maç Notları #2’de daha detaylı konuşacağız.
Batıkan Uz
(Scouting35 X hesabından)
