|
Gürkan Ertaç Arab'ın yalellisi Eski kuşaklar Şark Bülbülü Mısırlı Ümmü Gülsüm'ü hatırlarlar. İnanılmaz güzellikte bir sesi vardı. Muazzam koro eşliğinde her şarkısı en az 20-25 dakika sürerdi. Literatürümüze "Arabın yalellisi" deyiminin girmesi, Gülsüm ve de Arap şarkıcıların şarkılarındaki bıktırıcı gelen nakarattır. Bunları niye mi yazıyorum ? Ben dün Göztepe'nin Arab'ı Mkhalele'yi 93 dakika boyunca izlemekten yoruldum, bıktım, o yorulmadı. Celalettin gibi bir gol silahını durdurmaya çalışmanın yanısıra, atak organizasyonu, hücumlara katılmak gibi, bir insanın kaldırması zor bir yük yüklenmişti, başardı. Göztepelileri kutlarken, Mkhalele'ye, Zafer Biryol'a ve de Korhan'a ayrı birer parantez açıyorum. Zafer, zehirlenmesine rağmen 40 derece ateşle yataktan kalkıp oynayamayacağı anlaşılan Ersen Martin'in yerine sahaya çıktı, inanılmaz bir mücadele verdi, golünü de çaktı. Genç Korhan, stresli başlayan maçın kilidini açan, sağdan yaptığı yıldırım ataklarla gollerin müjdecisiydi. Göztepe öyle bir galibiyet kazandı ki ağırlığı tartılamaz. Hem tehlikeli bir rakibi aşağı itecek 24 puan yapacaksın, hem de Trabzonspor gibi bir büyüğün hemen bir puan gerisine yapışacaksın, büyük iş, büyük zafer. Ümit Kayıhan'ın bu takımın başına geçmesinde nekadar isabet olduğu bir kez daha gözler önüne serildi. Göztepe futbolculara özgüven gelmiş. Takır, takır top oynuyorlar. Erkan'ın kazanılması büyük kazanç. Herkesin dan-dun'a kalktığı zamanlarda oyunu toparladı, güzel paslar dağıttı. Yolun açık olsun Göztepe. Bayram Erbil Göz - Göz'e bu başarı yakışır Bursaspor maçından sonra yazdığım kritikte Göztepe'nin Antalya kampını mükemmel geçirdiğini vurgulamış, defans dahil diğer bloklar arasında iyi bir koordinasyon kurulduğundan sözetmiştim. Ümit Kayıhan kamp döneminde futbolcularını eziklik ve yılgınlıktan kurtarmıştı, bu dünkü Diyarbakırspor maçına da yansıdı, kritik maçın 3-1 kazanılması da takım olarak büyük bir dayanışmanın ürünüydü. Yönetimin büyük fedakarlık göstererek futbolcuları maddi yönden rahatlatması, takım ruhu denen faktörün de yerleşmeye başladığını görünce Göztepe'mizi en iyi günlere götüreceğimize inanıyorum. Erkan formda Hele bir Erkan var ki, libero arayanların bu kardeşimizi nasıl görmediğini anlamak mümkün değil. Bursaspor ve Diyarbakırspor maçlarında defansımızı nasıl toparladığını hep beraber gördük. Kalbur gibi defans gitmiş, beraber oynayan Servet ve Emre, Erkan'la büyük bir uyum sağlamış. Majdan'ın Göztepe için nekadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Bir küçük dev adam Korhan var ki, atılan iki golde de imzası vardı. Orta alanın diğer adamlarının defans ve hücum organizasyonlarına katılmaları nekadar güçlü olduklarının bir göstergesi. İleri uçta oynayan Zafer Biryol ve Mustafa Özkan'ın maçın kazanılması için olağanüstü mücadelesi etmeleri alkışlanacak tablolardı. Ligin ikinci devresine Göztepe'miz fırtına gibi girdi. İki kritik maçta 4 puan. Göz-Göz'e başarı yakışıyor. Haydi devamını getirelim ve iş günü tribünleri dolduran bu vefakar taraftarı rahatlatalım. Halil Kiraz Yolumuz Aydınlık Herşey, Göztepe'nin istediği gibi gelişiyor. Bursa beraberliği, iyi bir moral oldu. Üstelik Göztepe'nin rakiplerinin puan kaybetmesi de cabasıydı. Sıra Diyarbakırspor maçına gelmişti. Bu maçın kazanılması şarttı. Eğer bu maçı kaybetseydik, bundan sonraki maçları kazanmanın da bir anlamı olmayacaktı. Sözün kısası en zor virajdı. Allah'a şükürler olsun, zor viraj kazasız belasız atlatıldı. Müthiş mücadele Göztepe, Diyarbakırspor'u oynadığı güzel futboluyla, kıran kırana mücadelesiyle yendi. Zor bir maçı, bu özellikleriyle kolaya dönüştürdü. Oyuna çok iyi başlayan Göz-Göz, daha 10. dakikada ağırlığını hissettirdi. Korhan'ın süper oyunu, sağlı sollu atakların her birinin tehlike yaratması, bu ataklardan birinde golün de erken bulunması, Göztepe'nin maçı kazanacağına inancımızı artırdı. Derken ikinci gol geldi ve iş bitti. İkinci yarıda yediği golden sonra az da olsa telaşlandı. Üçüncü golle futbolun adaleti yerini buldu, üç puan Göztepe'nin oldu. 3-1'den sonra Diyarbakırspor, Göztepe kalesine yüklenmeye başladı. İyi savunma yapan sarı-kırmızılı ekip, kontrataklarla yine tehlikeli olmaya başladı. Son dakikalarda Göztepe'nin gol silahları cömert olmasaydı, tarihi bir fark yakalanabilirdi. Sonuçta Göztepe, dünkü futboluyla içimizi ısıttı, gelecek için umut verdi. Zaten yolun başında küme düşmeyi aklımızın ucundan dahi geçmiyordu. Dünkü güzel oyunla gelen galibiyetten sonra takımın çok daha iyi yerlere çıkacağına inancımız arttı. Şevket Özçelik Özgünn Planla "Fener ve Beşiktaş maçlarında yaşananlar birer kabustu... Yapaydı. Göztepeli futbolcu, asla bunların müsebbibi değildi. ...inanıyorum ki, genç ve başarıya aç kadrosuyla Göztepe yeniden güzel günlere dönecektir." 6-0'lık Beşiktaş maçını değerlendiren "Kabusun ardından" başlıklı yazımı böyle bitirmiştim. Tatilde, ülkenin "böyyük" bazı futbol otoriteleri ve de karamsar fanatikler, bilgiçlik taslayıp Göztepe'yi düşürdüler!.. Sevgili Göztepeli futbolcular, Hepinizi alnınızdan öpüyorum. Onlara cevabı Bursa ve Alsancak'ta verdiniz. İki başarı da, tabii ki sizin beceriniz, çabanız ve terinizle geldi. Ama sanırım hocanızın hakkını siz de teslim edersiniz. Çünkü, hem bir lig maçında ilk kez 3 gol atma başarınız hem de pozisyon zenginliği onun eseriydi. Rıza Hoca da, ligin ilk haftalarında olağanüstü oyun planları düzenlemişti. Fakat yaratıcılığı çeşitlendiremedi. Fener ve Beşiktaş maçlarında da, uçuk planlarla Göztepe'yi ve sizi küçük düşürdü. Farklı usta Ümit Kayıhan ise, farklı bir "usta" olarak, eksilen malzemeye rağmen, çok daha kaliteli bir helva karmayı başardı. İlk kez sağ kanatta görev verdiği Mkalele ile Korhan'ın teknik becerilerini öldürücü silaha dönüştürüp Diyarbakır'ı ezdi geçti. Tek hatası, rakibin riskli hücuma döndüğü son bölümlerde, oyuna Kenan Arayıcı'yı değil de Cem Baki'yi sokmasıydı. Kenan'ı alsa, maç 5'lik, 6'lık olabilirdi... 3-1 de mükemmel sonuç... Sevgili Kayıhan'ı yürekten kutluyorum.
|