| NELER KAZANDIK ve KİMLERİ YENDİK? |
|
|
| Köşe yazıları - Koray Emre Çokbankır | |
| Çarşamba, 09 Mayıs 2001 02:00 | |
|
GÖZTEPEMİZ zorluklarla dolu Süper Lig yolunda çok önemli bir engeli daha aştı ve gerek İzmir’e gerekse de tüm ülkeye büyüklüğünü bir kez daha gösterdi. Aylardır süren polemiklere rağmen Süper Lig yolunda dev bir adım atması camiamızı oldukça da mutlu etti. Böylece başarının masa başından değil de sahadan kazanılacağını herkese gösterdi.Geçmiş günlere şöyle bir baktığımız zaman Play-Off’a katılmayı tüm takımlar içinde ilk olarak garantileyen GÖZTEPE, hazırlık aşamasını diğer takımların aksine onu Play-Off’a taşıyan futbolcularına güvenerek hiçbir takviyeye gerek duymadan tamamladı ve ligin ikinci bölümüne başladı. Bunda elbette kuruluşumuzun yaşadığı ekonomik sıkıntının da payı vardı, ancak biliyorum ki eğer takviye gerçekten istense bir yerden bulup buluşturulup yapılırdı. Bizler yaşımız icabı ile -çok fazla futbolla iç içe olsak da, tabii ki bu konularda çok fazla tecrübemiz yok. Ancak tüm dünyaya baktığımızda başarının ana şartının “istikrar” olduğunu görüyoruz. Çoğu zaman paranın ve gücün çok olduğu kulüplerin istikrarı yakalayamadıkları için başarılı olamadıklarını, başarıyı yakalasalar bile bunun kalıcı olmadığını görmekteyiz. GÖZTEPE ise kendi bünyesinde istikrarı yakaladı ve bugün büyük ölçüde Süper Ligi yakalamamızdaki kilit nokta da bu oldu. Başarının perde arkasında ise; geçtiğimiz yılların aksine kadroda sağlanan istikrarın en önemli etken olduğunu zaten söyledik. Bunun yanında ise herkesin kabul ve taktir ettiği, takım içindeki arkadaşlık, birlik beraberlik ve birbirine olan saygı ve sevginin de payı olduğu bir gerçek. Bunlar işin futbolculara ait olan kısmı, bir de teknik kadronun takıma olan katkısı var. Bilgisi ve tecrübesinden hiçbir zaman kuşku duymadığımız, kalpten GÖZTEPELİ olan Ali Çağlar hoca döneminde bazı yanlışlıklar sonucu takım bir türlü istenilen seviyeye gelemiyordu. Teknik heyetteki değişiklikten sonra ilk olarak defans dengeleri yerine oturtuldu. Ümit Hocanın çıktığı ilk maç olan Isparta maçında rakibin kontra ataklarına karşılık Burhan’ın buraya monte edilmesi lig başından beri süre gelen defans problemlerine bir sünger çekti. Bunun yanında Ümit Hoca ve ekibinin bana göre en önemli katkısı tüm futbolcuların yeteneklerini çok iyi etüt etmiş ve çok iyi çalıştırmış olmasıdır. Örneğin Bülent’in muhteşem formu ve Mehmet’i zorunluluktan da olsa sağ kanada çekip, daha sonra onun formunu göze alarak son haftalarda tabir yerindeyse Metin ve Deniz’i gösterip öldürücü darbeyi Mehmet ile vurması gerçekten bir futbol bilgininin zekasının ürünüdür. Ayrıca Ümit Hoca kendini “defansçı” ve “korkak futbol oynatıyor” diye eleştirenlere, gösterdiği bu büyük cesaretle, futbolda cesaretin enayilik olmadığını aksine önemli olanın düşüncedeki devrimin cesurluk olduğunu göstermesi de önemli bir olaydır. Bu iki faktör ayrıca takımın gelecek sezondaki oluşumu hakkında küçük de olsa bir fikir edinilmesi açısından da oldukça önemlidir. Ülkenin yaşadığı sıkıntılara ek olarak, yıllardır futbol piyasasındaki gördüğümüz anormal fiyatlar umarım ki takımı ve teknik kadroyu bozmadan yerinde ve akılcı transferler yapmaya bizi iter. Takım üzerinde fazla oynamadan, dengeleri bozmadan, çok ince ayarlar ile ligin dişli ekiplerinden birisi olacağımıza eminim. Tüm bunların yanında asıl alkışlanması gerekenleri sona bıraktım. Özellikle Gaffar Okkan olayından sonra Diyarbakır’ı belirli güçlerin himayesine alması, bunun yanında geçen yıl yanlışlıkla düşürülen Altay’ın “artık derslerini almışlardır” diye düşünülerek yine bazı çevreler tarafından desteklenmesi ile tüm ülkede oluşan Altay – Diyarbakır direk çıkar, GÖZTEPE veya Konya ekstradan çıkmak için yarışır intibasına, bunun yanında yine bu iki takımın her maçında yaşanan garip ilginçliklerle kazandıkları puanlar ile bu savın doğrulanmasına, ve yine özellikle GÖZTEPE maçlarındaki bizim aleyhimize olan hakem kararları ile adeta önümüzün kesilme çabalarına karşılık yıkılmadan ayakta duran, tüm bu zorluklara en zor dönemlerinde karşı gelen, tüm bir şehrin üzerine titrediği, her türlü maddi ve manevi desteği esirgemediği, siyasi olarak da ayrıca desteklenen şehir takımları karşısında yılmadan duran ve mücadele eden yönetime sonsuz teşekkürler. Bu hiç de küçümsenmeyecek olayı kimse es geçmesin. Bugün bizim bu iki şanslı ve destekli takımı geçmemiz ve şu an üzerlerinde olmamızda, kim ne desin yönetimin olağanüstü çabası ve başarısı vardır. Yaşanan tüm çirkinliklere rağmen, şerefiyle buraya kadar gelen bir takım yaratmış olmanın gururunu da ne kadar duysalar azdır. GÖZTEPE Süper Lige çıkarak bir kentin şerefini de kurtarmış olmaktadır. Ayrıca yine önümüzdeki günlerde önemi daha da iyi anlaşılacak olan “Süper Ligin İzmir’de ekonomiye yapacağı katkıyı” da unutmamak lazımdır. Önümüzdeki yıl İzmir’i tek başına temsil etmenin onurunu yaşayacak olan GÖZTEPE, bazılarına da “İzmir nasıl temsil edilir” mesajını çok iyi bir şekilde verecektir. Bu başarıda katkısı olan herkesi bir kez daha kutlamak istiyorum ve GÖZTEPE camiasından yükselen sesin, önümüzdeki yıllarda bize ışık olmasını diliyorum. GÖZTEPE ÖNCE LİGDE SONRA DA AVRUPA DA YİNE ESKİSİ GİBİ BAŞARILI OLMALIDIR!
Favori olarak al
Paylaş
Arkadaşına gönder
Okuma: 580 Yorumlar (0)Sadece üyeler yorum yazabilir, Üye ol/Giriş yap.
|
|
| Son Güncelleme: Perşembe, 19 Mart 2009 13:55 |



Resmi Site

