
Sinan Genç
Yalancı bahar
Yok böyle bir şey... Elinde tank var, top var, tüfek var sen hala elinde sapanla savaşmaya çalışıyorsun. Sonra da, "vah vah, nasıl kazanamadık" deyip dizlerini dövüyorsun... Dün Bugsaş önünde Göztepe generalleriyle kazanacağı maçı, başı boş askerleriyle az kalsın kaybediyordu. Yılmaz'ı yanında oturtup, takımın top yapan oyuncuları İlhan Şahin ile Serdar Samatlayı'yı da oyundan alan Özcan (Kızıltan) hoca bana göre büyük bir streteji hatası yaptı. Türker'in 88. dakikadaki mucize golü sonrasında takımın başında bir şef olsaydı, Göztepe uzatmalardaki o golü yemezdi. Hatta, Göztepe işi son dakikalara bırakmadan maçı kazanabilirdi. Soruyorum Özcan hocaya... İlhan sakatlandı oyundan aldın, peki onun alternatifi Yılmaz ise Yılmaz niye yok? Yılmaz sırf bu maçta değil, bundan önceki maçlarda neden oynatılmadı? Sakat mı, hasta mı yoksa başka bir problem mi var? Teknik açıdan veya fiziksel açısından yetersiz ise son 15 dakikayı bile çıkaramayacak kadar mı kötü. Bu kadar kötüyse neden hala duruyor?...
O Yılmaz değil mi geçen sezon Süper Lig'e çıkan Bucaspor'un bankosu, orkestra şefi, füzecisi. Bucaspor değil mi onun frikikleriyle birçok maçta zafer yaşayan. O'nu bu yüzden transfer etmediniz mi? Neyse, birbirimizi kandırmayalım, cemaat ne derse desin imam bildiğini okuyor, yıldızlar topluluğu Göztepe figuranlar liginde bu yüzden sıradanlaşıyor. Ne diyelim herkesin bir yoğurt yiyişi var, kimi kaşıkla kimi parmakla. Diyeceksiniz ki "Son 4 maçın 3'ünü kazanmış, 10 gol atıp kalesinde sadece 3 gol görmüş zirvedeki bir takıma haksızlık etmiyormusun?"
Evet, etmiyorum. Göztepe farklı kazandığı maçlarda bile taraflı-tarafsız herkes tarafından 'kötü oynadı' diyorsa ve görünen köy klavuz istemiyorsa etmiyorum. Göz var nizam var. Eğer kaleci Akın ilk yarıda o iki yüzde yüzlük golü çıkarmasa, hakem bu kadar kötü bir maç yönetmese Bugsaş önünde Göztepe dağılacaktı. Uzatmalarda yenilen gol olmasa Türker'in golüyle yine herkes yalancı bir bahar yaşanacaktı... Önemli olan sonradan üzülmek değil, şimdiden tedbir almak...
Bülent Buda
Tek şut, tek gol
Konuk takım Bugsaş‘ın, ilk yarıda kaleci Akın‘dan dönen iki net pozisyonu var. Adamlar takır takır oynuyor. Hareketli oyunda Göztepeli futbolculara geçecek delik bırakmıyorlar. O nedenle de tüm umutlar, duran toplara bağlanıyor. Göztepe’nin orta alanı; rakipten top çalmada, oyunu biçimlendirmede, etkili pas trafiği oluşturmada yetersiz.
Serdar Samatyalı‘nın ilk yarıda sağ kanattan istekli girişimlerle taşıdığı toplar var. Ancak sonuç yok. Raşit, sol kanatta ilk yarı boyunca hiç etkili olamadı. İlhan‘ın, sakatlığı nedeniyle ikinci yarıya başlayamaması talihsizlikti. Yine de Göztepeli futbolcunun bu yarıda silkindiği, rakibi bunaltma girişimlerine, gol arayışlarına yöneldiği zaman dilimleri oldu. Ancak bu çabalar; biraz İzzet‘in sağ kanat bindirmeleri, çoğunlukla da rakibin etkili presinden kurtulamayınca karambola, doldur-boşalta yaslanan eylemlerden öteye gidemedi. 88’de, Türker‘in ayağından rakip kaleye yönelen Göztepe’nin tek şutunun ağlarla buluşması, kötü günün tek sevindirici anıydı. Bu andan sonra o skor korunmalıydı. Yitirilecek 2 puanın yaşamsal değeri vardı. Oyun alanının akılcı paylaşımı, futbolcuların birbirlerini sürekli uyarılarıyla kurulacak etkileşim, böyle zamanlarda önem kazanır. Yapamadılar. Geriye kalan 120 saniyelik zaman diliminde, rakip futbolcunun, kaleci Akın’ın burnunun dibine kadar sızmasına seyirci kaldılar... Ya da attıkları golün rehavetiyle kendilerinden geçtiler.
Son söz: Eğer liderliğe oynuyorsanız önce kendi alanınızda puan dağıtmayacaksınız. Bir kez daha anımsatalım; dün oynanan futbolun niteliğiyle bu yaptığımız uyarı hiç örtüşmüyor.
