2002-2003 Sezonu
Göztepe - Diyarbakırspor
- Ayrıntılar
Bu Kadarı Yeterdi
Süleyman Alasya
Bugüne kadar oynanan maçlarda bu kadarı bile yeterdi. Çok fazla baskı altında kalmadan futbolun gereklerini yerine getirmek ve taşıyabileceği kadarıyla yükü omuzlayan bir ekip olmak hiç te zor değildi. Değildi, çünkü seviye, kalite ve yetenek olarak takımların birbirinden farkı yok gibiydi. Kendiliğinden gelişen, "Ne olacak halimiz?" psikozuyla tökezlenmek ve her maçta farklı kişilik sergilemek bocalamaya neden oldu. Diyarbakırspor karşısında da can havliyle maça asılarak, "Şeytan azapta gerek" örneği bir kurtuluş hamlesiydi izlediğimiz. Çelişkiye bakın ki, Göztepe farklı uçlara bir gidip, bir gelerek çizdiği grafikte hep inanılmazları yaşadı. Adana'ya kendi sahasında yenildi, deplasmanda yendi. Samsunspor'a beraberlik parolasıyla gitti, deplasman fatihi olarak döndü. Kendi sahasında Kocaeli'ne yenilmesiyle futbolundaki çelişkilere günlük sıkıntıları da ekleyip ağlama moduna girdi.
Koray'ı geri üçlüde düşünüp, Sinan'ı soldan sarkıtmaya, Murat'ı Koray'la, Kamil'i Şenol'la durdurarak, Deniz'den kurtulan Mkhalele'nin pozisyon üretimine katkı yapması ve Göksel'in gollere, futbolun çok doğal bir gereğiydi ki bunlar yapılırken hiç te zorlanılmadı.
Önemli olan yaratılan hava ile oyuna konsantre olmak. O zaman kendi şansınızı yaratıp lehinize kullanma gücünü yakalıyor ve tribünlerle birlikte seviniyorsunuz. Göztepe'nin hala inkar edilmez bir şansı var. O şansı kullanamazsa, aradan Bursa sıyrılır. Tribünlerde bu kadar seyircin varsa ve belki de o kalabalık Türkiye'de kendi futbolcusuna tepki göstermeyen tek taraftarsa o zaman gereği yapılmalı.
Işık Doğdu
Sait Gürsoy
Göztepe yönetimi doğru bir seçimle yeni bir sayfa açtı. İlyas Tüfekçi'yi uzun süreden beri tanırım. İyi de bir dostluğum vardır. Çalıştırıcılığı mükemmeldir. Hesapçı değil, cesaretlidir. Risk almayı çok sever. Kısacası sıkıntılı ortamların adamıdır... Taşıdığı özellikleri, hemen takımına yükler. Bunu sahada da görmek mümkündür...
Dünkü maç Göztepe için devam ya da tamam niteliğindeydi. Göztepe, yeni bir değişim sonrasında, henüz daha teslim olmadığını, birçok şeyin değişebileceğinin mesajını verdi. Zorlanmadı, hatta düşündüğümden de çok daha kolay bir galibiyete ulaştı.
Futbol açısından söyleyebileceğimiz çok fazla birşey yok. Oyun kalitesi vasatın altındaydı. Artık sonuca yönelik haftalar başladı. İyi oynamadan kazanılacak puanlar bile alkışların içinde yeralacaktır. Bu nedenle düşmeye aday her takım profesyonelce haraket etmek zorundadır. Telafisi olmayan yanlışlıklar mendil sallatır.
Göztepe, fiziksel anlamda olması gereken ölçüde mücadele etti. Yakaladığı pozisyonların tümüne yakını da gole çevirdi. Yani verimliliği, oynadığı oyuna göre yüzde yüze yakındı. İşte bahsettiğim profosyonellik bu...
Kazanılan 3 puan, Göztepe'ye her yönden fayda sağlayacaktır. Ancak başarının devamı zorunlu bir mecburiyettir.
Demek ki Göztepe, Galatasaray maçında da puanlar almak zorunda...
İhtiyar, Delikanlı Tedbir ve Taraftar
Halil Fincan
Düşme potasındaki iki takımın mücadelesinde biz el mi yaman, yoksa bey mi yaman derken, çıktı sahneye Göksel Yaman ve ortalığı etti darma duman. Yaşı henüz 21 olan bu gencecik çocuk, haftalardır ağabeylerinin yapamadığını yaparak Diyar'a karşı 24 ayarlık top oynadı. Ama zannetme Miki senin futbolun gölgede kaldı, yaptığın hareketler yine aklımızı başımızdan aldı. Onunda yaşı 34'e dayanmış, yani futbolun deyiminde ihtiyar. Ama bakıyorum, göremiyorum onun gibi kaç yabancı var ? Maçın yıldızları işte bu ihtiyarla, öteki delikanlı oldular. İkisi de tribüne gelenleri futbollarına doyurdular.
Ama Tüfekçi'nin işi zor. Alınan bu galibiyet sadece umutları arttırır. Ayaklar sağlam basmazsa umutlar attaya gidebilir. Kendisi de biliyor zaten nasıl ateşten bir gömlek giydiğini. Maç sonrasındaki sözleri sıkıntısını zaten özetliyor: "Hedefe varmak için mücadele ve Allah yardımı lazım"
Altay bir hafta 5 atıp, öteki hafta 5 yiyorsa, UEFA hesabı yapan Denizli, küme düşme potasına giriyorsa, Aslan bir miyavlayıp, bir kükrüyorsa ve bu örnekler çoğaltılabiliyorsa durup düşünmek gerek. Yani bu skorla hemen gevşememek gerek. Taraftarın da hakkını ödeyelim. Dün uzun zamandan bu yana özlediğimiz Göztepe taraftarını yine gördük tribünlerde. Yöneticiler, "Acaba bunun sebebi nedir ?" diye sordular mı kendi kendilerine. Ucuz bilet mi ? Hayır... Takımın başındaki yeni soluk... Yani heyecan... Tek bir transfer Göztepe taraftarını kımıldatmaya yetebiliyor... Anlasanıza, onlar şimdiye kadar bu duygu olmadan da desteklediler sizi... Karşılaşılığını verirseniz ne diyelim, o zaman bir ömür gari...
Helal Olsun Size
Gürkan Ertaç
İlyas hocam hoşgeldin, Göztepe'ye safalar getirdin. Taşın altına elini soktun, riske girmeye cesaret edemeyen ve teklifleri, "Vallahi devre arasında olsa gelirdim", ya da, "Hiç olmazsa milli maç için verilen arada çağırsaydınız da takımı tanısaydım" mazeretleriyle geri çeviren, "Kariyerimi zedelerim" diye korkan hocalarımıza da, "Cesur yürek" liğini gösterdin. Göztepe kurtulur veya kurtulmaz. Eğer kurtulursa heykelini dikerler. Aksi de olursa farketmez hocam, gönlümüzde taht kurdun bir kere. Elbette ki sihirli değneğin yok ama, bu takımın dünkü mükemmel mücadelesinde etkin hemen belli oldu. İlk topa basıyorlar, rakibe boş alan bırakmıyorlar. Özetle, Göztepe, taraftarını fıtık etmeden, sezonun ilk rahat galibiyetini aldı. Tebrikler.
Futbolcunun istikbal vadedeni, kritik görevi şahlanarak yerine getiren, takımının kaderini değiştirendir. Sana da helal K.Göksel. Bu 19 yaşındaki delikanlı, Hakan Şükür'ün yeni versiyonu. Pres yapıyor, rakibi dağıtıyor, asist yapıyor ve iki harika gole imza atıyor. Göztepe'ye sen de hoşgeldin K.Göksel. Hem de gümbür gümbür geldin. Yerlerde süründürdüğün milyon dolarlık Brezilyalı Moura, inanıyorum ki, dün gece rüyasında senin kabusunla uyanmıştır. İyi kumaş olduğun belli Göksel. Sakın şımarma, şımarırsan yokolursun. Göztepe'de kalede Bülent, defansta Tayfun ve Şenol, orta alanda harika driblingleriyle büyücü Mkalele, sahada basmadık yer bırakmayan Ersin, mücadelesi ve attığı müthiş golle Cumhur, takımın diğer kahramanlarıydı. Alp'e küçük sitem. Büyük futbolcusun, artık 90 dakika sahada kalabilecek kadar kendine bak, bu takımı gollerinle sırtla.
Yürüye Yürüye
Cem Can
Böyle bir maç aslında çok daha çekişmeli, çok daha gerilimli geçebilirdi. Takım dayanışması ve mücadeleci karakterini koruması şartıyla herkesi yenebilecek olan Göztepe kadrosu, mânâsız kadro ve taktik arayışlarla kaybedilen bir sürü puandan sonra bu karşılaşmada da yenilgiye uğrarsa küme düşme çıkmazına dönüşü olmayan şekilde girebilirdi... Ancak Diyarbakırspor ligin ikinci yarısından itibaren gösterdiği saygıdeğer futboldan çok uzak bir performans sergileyince Göztepeli’ler maçı rahatça kazanıp ligin kalan maçlarına da asılma şansı buldular... Sarı-Kırmızılılar maça çok istekli başlayıp özellikle rakip yarı alanda kazandıkları ölü toplarla ceza sahasına çok sayıda oyuncuyla yerleşip rakibini baskı altına alıyordu. Gene bir ölü toptan gelen erken golün ardından Göztepe taktik değiştirerek savunmaya döndü ve kontratak pususuna yattı... Diyarbakır’ın topa daha çok sahip olduğu dönemde etkili hücum edemediği gibi yavaş adamlarla ileride kurduğu savunma hattının zaaf içinde olduğu da rahatça görülüyordu. Misafir takımda Murat Hacıoğlu önce Koray’ın sonra da Tunç’un kelepçelerinde maçı top bile görmeden tamamlarken, ne hücuma ne de savunmaya hayrı olan Kamil’e Kayıhan yalnızca bir devre sabredebildi. Soldan takımı çabuk çıkartan Abdullah’ın ortaya çekilmesi ile hücum işlevleri neredeyse tümüyle kayboldu...Deniz en iyi pasları attı ama en iyi pasları alamadı... Maç boyu neredeyse hiç geriden oyun kurarak hücum etmeyen Göztepe üstünlüğünü hücumcularının Diyarbakır savunmasına yaptığı baskıya ve ileride kaptığı toplara borçlu. iki gol atan genç Göksel’i özellikle kazandığı toplar için kutluyorum...Alp ve Mkalele’nin formları avantaj... Fark gelince maç 65. dakikada bitti. Diyarbakır kendini kurtulmuş görebilir ama bu kadar da yumuşak lokma olmamalıydı...
Süleyman Alasya
Bugüne kadar oynanan maçlarda bu kadarı bile yeterdi. Çok fazla baskı altında kalmadan futbolun gereklerini yerine getirmek ve taşıyabileceği kadarıyla yükü omuzlayan bir ekip olmak hiç te zor değildi. Değildi, çünkü seviye, kalite ve yetenek olarak takımların birbirinden farkı yok gibiydi. Kendiliğinden gelişen, "Ne olacak halimiz?" psikozuyla tökezlenmek ve her maçta farklı kişilik sergilemek bocalamaya neden oldu. Diyarbakırspor karşısında da can havliyle maça asılarak, "Şeytan azapta gerek" örneği bir kurtuluş hamlesiydi izlediğimiz. Çelişkiye bakın ki, Göztepe farklı uçlara bir gidip, bir gelerek çizdiği grafikte hep inanılmazları yaşadı. Adana'ya kendi sahasında yenildi, deplasmanda yendi. Samsunspor'a beraberlik parolasıyla gitti, deplasman fatihi olarak döndü. Kendi sahasında Kocaeli'ne yenilmesiyle futbolundaki çelişkilere günlük sıkıntıları da ekleyip ağlama moduna girdi.
Koray'ı geri üçlüde düşünüp, Sinan'ı soldan sarkıtmaya, Murat'ı Koray'la, Kamil'i Şenol'la durdurarak, Deniz'den kurtulan Mkhalele'nin pozisyon üretimine katkı yapması ve Göksel'in gollere, futbolun çok doğal bir gereğiydi ki bunlar yapılırken hiç te zorlanılmadı.
Önemli olan yaratılan hava ile oyuna konsantre olmak. O zaman kendi şansınızı yaratıp lehinize kullanma gücünü yakalıyor ve tribünlerle birlikte seviniyorsunuz. Göztepe'nin hala inkar edilmez bir şansı var. O şansı kullanamazsa, aradan Bursa sıyrılır. Tribünlerde bu kadar seyircin varsa ve belki de o kalabalık Türkiye'de kendi futbolcusuna tepki göstermeyen tek taraftarsa o zaman gereği yapılmalı.
Işık Doğdu
Sait Gürsoy
Göztepe yönetimi doğru bir seçimle yeni bir sayfa açtı. İlyas Tüfekçi'yi uzun süreden beri tanırım. İyi de bir dostluğum vardır. Çalıştırıcılığı mükemmeldir. Hesapçı değil, cesaretlidir. Risk almayı çok sever. Kısacası sıkıntılı ortamların adamıdır... Taşıdığı özellikleri, hemen takımına yükler. Bunu sahada da görmek mümkündür...
Dünkü maç Göztepe için devam ya da tamam niteliğindeydi. Göztepe, yeni bir değişim sonrasında, henüz daha teslim olmadığını, birçok şeyin değişebileceğinin mesajını verdi. Zorlanmadı, hatta düşündüğümden de çok daha kolay bir galibiyete ulaştı.
Futbol açısından söyleyebileceğimiz çok fazla birşey yok. Oyun kalitesi vasatın altındaydı. Artık sonuca yönelik haftalar başladı. İyi oynamadan kazanılacak puanlar bile alkışların içinde yeralacaktır. Bu nedenle düşmeye aday her takım profesyonelce haraket etmek zorundadır. Telafisi olmayan yanlışlıklar mendil sallatır.
Göztepe, fiziksel anlamda olması gereken ölçüde mücadele etti. Yakaladığı pozisyonların tümüne yakını da gole çevirdi. Yani verimliliği, oynadığı oyuna göre yüzde yüze yakındı. İşte bahsettiğim profosyonellik bu...
Kazanılan 3 puan, Göztepe'ye her yönden fayda sağlayacaktır. Ancak başarının devamı zorunlu bir mecburiyettir.
Demek ki Göztepe, Galatasaray maçında da puanlar almak zorunda...
İhtiyar, Delikanlı Tedbir ve Taraftar
Halil Fincan
Düşme potasındaki iki takımın mücadelesinde biz el mi yaman, yoksa bey mi yaman derken, çıktı sahneye Göksel Yaman ve ortalığı etti darma duman. Yaşı henüz 21 olan bu gencecik çocuk, haftalardır ağabeylerinin yapamadığını yaparak Diyar'a karşı 24 ayarlık top oynadı. Ama zannetme Miki senin futbolun gölgede kaldı, yaptığın hareketler yine aklımızı başımızdan aldı. Onunda yaşı 34'e dayanmış, yani futbolun deyiminde ihtiyar. Ama bakıyorum, göremiyorum onun gibi kaç yabancı var ? Maçın yıldızları işte bu ihtiyarla, öteki delikanlı oldular. İkisi de tribüne gelenleri futbollarına doyurdular.
Ama Tüfekçi'nin işi zor. Alınan bu galibiyet sadece umutları arttırır. Ayaklar sağlam basmazsa umutlar attaya gidebilir. Kendisi de biliyor zaten nasıl ateşten bir gömlek giydiğini. Maç sonrasındaki sözleri sıkıntısını zaten özetliyor: "Hedefe varmak için mücadele ve Allah yardımı lazım"
Altay bir hafta 5 atıp, öteki hafta 5 yiyorsa, UEFA hesabı yapan Denizli, küme düşme potasına giriyorsa, Aslan bir miyavlayıp, bir kükrüyorsa ve bu örnekler çoğaltılabiliyorsa durup düşünmek gerek. Yani bu skorla hemen gevşememek gerek. Taraftarın da hakkını ödeyelim. Dün uzun zamandan bu yana özlediğimiz Göztepe taraftarını yine gördük tribünlerde. Yöneticiler, "Acaba bunun sebebi nedir ?" diye sordular mı kendi kendilerine. Ucuz bilet mi ? Hayır... Takımın başındaki yeni soluk... Yani heyecan... Tek bir transfer Göztepe taraftarını kımıldatmaya yetebiliyor... Anlasanıza, onlar şimdiye kadar bu duygu olmadan da desteklediler sizi... Karşılaşılığını verirseniz ne diyelim, o zaman bir ömür gari...
Helal Olsun Size
Gürkan Ertaç
İlyas hocam hoşgeldin, Göztepe'ye safalar getirdin. Taşın altına elini soktun, riske girmeye cesaret edemeyen ve teklifleri, "Vallahi devre arasında olsa gelirdim", ya da, "Hiç olmazsa milli maç için verilen arada çağırsaydınız da takımı tanısaydım" mazeretleriyle geri çeviren, "Kariyerimi zedelerim" diye korkan hocalarımıza da, "Cesur yürek" liğini gösterdin. Göztepe kurtulur veya kurtulmaz. Eğer kurtulursa heykelini dikerler. Aksi de olursa farketmez hocam, gönlümüzde taht kurdun bir kere. Elbette ki sihirli değneğin yok ama, bu takımın dünkü mükemmel mücadelesinde etkin hemen belli oldu. İlk topa basıyorlar, rakibe boş alan bırakmıyorlar. Özetle, Göztepe, taraftarını fıtık etmeden, sezonun ilk rahat galibiyetini aldı. Tebrikler.
Futbolcunun istikbal vadedeni, kritik görevi şahlanarak yerine getiren, takımının kaderini değiştirendir. Sana da helal K.Göksel. Bu 19 yaşındaki delikanlı, Hakan Şükür'ün yeni versiyonu. Pres yapıyor, rakibi dağıtıyor, asist yapıyor ve iki harika gole imza atıyor. Göztepe'ye sen de hoşgeldin K.Göksel. Hem de gümbür gümbür geldin. Yerlerde süründürdüğün milyon dolarlık Brezilyalı Moura, inanıyorum ki, dün gece rüyasında senin kabusunla uyanmıştır. İyi kumaş olduğun belli Göksel. Sakın şımarma, şımarırsan yokolursun. Göztepe'de kalede Bülent, defansta Tayfun ve Şenol, orta alanda harika driblingleriyle büyücü Mkalele, sahada basmadık yer bırakmayan Ersin, mücadelesi ve attığı müthiş golle Cumhur, takımın diğer kahramanlarıydı. Alp'e küçük sitem. Büyük futbolcusun, artık 90 dakika sahada kalabilecek kadar kendine bak, bu takımı gollerinle sırtla.
Yürüye Yürüye
Cem Can
Böyle bir maç aslında çok daha çekişmeli, çok daha gerilimli geçebilirdi. Takım dayanışması ve mücadeleci karakterini koruması şartıyla herkesi yenebilecek olan Göztepe kadrosu, mânâsız kadro ve taktik arayışlarla kaybedilen bir sürü puandan sonra bu karşılaşmada da yenilgiye uğrarsa küme düşme çıkmazına dönüşü olmayan şekilde girebilirdi... Ancak Diyarbakırspor ligin ikinci yarısından itibaren gösterdiği saygıdeğer futboldan çok uzak bir performans sergileyince Göztepeli’ler maçı rahatça kazanıp ligin kalan maçlarına da asılma şansı buldular... Sarı-Kırmızılılar maça çok istekli başlayıp özellikle rakip yarı alanda kazandıkları ölü toplarla ceza sahasına çok sayıda oyuncuyla yerleşip rakibini baskı altına alıyordu. Gene bir ölü toptan gelen erken golün ardından Göztepe taktik değiştirerek savunmaya döndü ve kontratak pususuna yattı... Diyarbakır’ın topa daha çok sahip olduğu dönemde etkili hücum edemediği gibi yavaş adamlarla ileride kurduğu savunma hattının zaaf içinde olduğu da rahatça görülüyordu. Misafir takımda Murat Hacıoğlu önce Koray’ın sonra da Tunç’un kelepçelerinde maçı top bile görmeden tamamlarken, ne hücuma ne de savunmaya hayrı olan Kamil’e Kayıhan yalnızca bir devre sabredebildi. Soldan takımı çabuk çıkartan Abdullah’ın ortaya çekilmesi ile hücum işlevleri neredeyse tümüyle kayboldu...Deniz en iyi pasları attı ama en iyi pasları alamadı... Maç boyu neredeyse hiç geriden oyun kurarak hücum etmeyen Göztepe üstünlüğünü hücumcularının Diyarbakır savunmasına yaptığı baskıya ve ileride kaptığı toplara borçlu. iki gol atan genç Göksel’i özellikle kazandığı toplar için kutluyorum...Alp ve Mkalele’nin formları avantaj... Fark gelince maç 65. dakikada bitti. Diyarbakır kendini kurtulmuş görebilir ama bu kadar da yumuşak lokma olmamalıydı...
YORUMLAR
KÖŞE YAZILARI
-
İnstagrama kayıtlı 52 milyonluk örneklem üzerinden bakarak Türkiye’de hangi takımın kaç taraftarı var?
10 May 2020Oğuz Reşat Sipahi http://www.sipahi.tk Hangi takımın daha çok taraftarı var? Bu soru çok iç gıdıklayan bir soru biliyorum. Pazar Pazar maçlar da yok. Nereden aklıma geldi diye sorarsanız Dövletimiz sağolsun. İnstagramda Kumluca-Olimpos alanının yüce Dövletmiz tarafından 1. derece sit alanı konumund... -
Ülkemizde 1098, dünyada 108319 kişiyi covid19 kanlı ve mukuslu kırbacı ile kaybettik...
12 Nisan 2020Oğuz Reşat Sipahi http://www.sipahi.tk *Ülkemizde 1098, dünyada 108.319 kişiyi covid19'un kanlı ve mukuslu kırbacı ile kaybettik... *Ne mutlu bizlere değil ki ülkemiz, covid19 açısından müreffeh ülkeler düzeyini yakalama ve aşma yolunda koşar adımlar ile ilerliyor... Yine de arada iyi şeyler de var... -
Gözyaşları...
21 Nisan 2019Oğuz Reşat Sipahi http://www.sipahi.tk Uzun zamandır yazasım gelmiyordu ligin ilk devresinde yazacak birşey yoktu pek, ya da dünyevi dertlerden yazasım gelmedi... Ligin ikinci devresinde de yazasım gelmedi bu sefer çoğunlukla dünyevi ailevi dertlerden... Dünkü gözyaşlarına kadar... Taraftarımızın,... -
Göztepe TEK Büyüktür.
28 Nisan 2018Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Göztepe TEK Büyüktür. Yıllar önceydi amatördeydik, takıma tribünlerin yoğun tepkisi vardı, hoca ve oyuncular fazlaca tepki alıyorlardı. O günlerin yöneticileri ile bir araya geldik. Şaşkındılar, bize nasıl profesyonel çalıştıklarını anlatıyorlardı. Video analizler...
Diğer yazılar:
