- Ayrıntılar

Futbolcu kardeşlerim ; diyorsunuzdur ki bir mağlubiyet aldık diye ne kadar çok tepki gösterdi taraftar , hadi gelin birlikte biraz geçmişe gidelim çok değil 6 hafta önce İskenderunsporla berbat bir hava ve zeminde maç yaptınız sonuç 0-0 , dün güzel bir havada Çorumspor’la oynadınız sonuç 0-2 yani İskenderundan 1 puan aldık Çorumdan 0 , İskenderun maçından aldığımız 1 puan bizi şampiyon yapmadı , Çorumspor’a yenilmek BankAsya’ya çıkma şansını matematiksel olarak bitirmedi yani 2 maçın sonuç açısından taraftarı ilgilendiren bir yönü yok
Futbolcu kardeşlerim ; diyorsunuzdur ki en ufak başarısızlıkta taraftar bize büyük tepki gösterdi , hadi yine gelin birlikte geçmişe gidelim 2008 mart ayında bu takım amatör kümede mücadele ediyordu , geçen yılda 3.ligde adını sanını duymadığımız deplasmanlara gidiyordu eğer başarının peşinde koşsaydık o maçlardada İzmirspor , Altınordu hatta süper lige çıkmaya çalışan Altay gibi takımların taraftar ortalamaları ile oynuyor olurdunuz.
Her iki örneğide ele alın ve düşünün bakalım , İskenderun maçında Çorum maçında göre sadece 1 puan fazla aldığınız içinmi taraftarınız sizi bağrına bastı alkışladı tüm bu tepki Çorum maçında alınamayan 1 puan içinmi, Çorum maçı 0-0 bitseydi kimsenin tepki göstermeyeceğinimi sanıyorsunuz. Amatör kümede , 3.ligde oynarkende mağlup olduk başarısız günler oldu böylesi bir tepki gördünüzmü hiç o zamanlarda…
Her taraftar başarılı olmak ister , ama bazı taraftarlar vardırki onlar için başarılı olmaktan çok daha öte şeyler ararlar , başarı skor tabelasında yazan sonuç değildir , başarı giyilen formanın hakkını verebilmektir. Başarı İskenderun maçındaki gibi canını dişine takarak oynamaktır. Bir arkadaşın çok güzel ve maçı net bir şekilde özetleyen cümlesi var ; “HAKEME İTİRAZ BİLE EDEMEYECEK KADAR RUHSUZDUNUZ , MÜCADELE İSTEĞİNDEN , KAZANMA İSTEĞİNDEN UZAKTINIZ”
Göztepe taraftarı kaybettiğinde de takımı alkışlamasını bilen bir taraftardır ama bu kadar rezil bir şekilde kaybetmeyi hiçbirimizi içimize sindiremiyoruz , eğer siz sindirebiliyorsanız bravo size. Nurettin Hoca futbolcular üzerinde baskı var demiş , neyin baskısı hocam , hafta içi idmana ziyarete geliyoruz , maç saatinde tribünde yerimizi alıyoruz maçtan önce alkışlıyoruz galiba siz taraftar baskısı nedir daha önce görmediniz. Futbolcuları tek tek ele almaya gerek yok , aralarında mücadele eden demiyorum ama bunun için biraz çabalayan 1-2 tanesi vardı ama hepimizi hayal kırıklığına uğratanların sayısı çok fazlaydı şahsi olarak en çok üzüldüğüm ise Ferhat oldu , braveheart diye bağrımıza bastık , herkes kötü olsada Ferhat var dedik , uzun süredir eskisi gibi değildi ama Çorum maçında tamamen tanınamaz haldeydi , ağır hareketler , cılız şutlar , takım atağa kalkacakken el freni gibi davranması…vs , maalesef olmadı Ferhat bu taraftarın sevgisini kazanmak kolay değildir ama sende diğerleri gibi olmaya başlarsan önce zihinlerimizden sonrada sahalardan kaybolup gidersin. Nurettin hocam ; Şekerspor maçı sizin için bir gösterge değildi ama Çorum maçına kadar takımı tanımış olmanız lazımdı , bizim artık deneme yanılma yapacak durumumuz yok kendi sahamızda 4 tane çakılı defansla neden oynuyoruz , bizim sağ kanadımız neden yok , sol kanadımızda neden sol ayağını kullanamayan futbolcularımız oynuyor,ön liberonun rakip defansın arasında ne işi var. Evren çakılı olduğu yerden 1 defa ileri çıktı ondada 90 dakika için yaşadığımız tek gol pozisyonumuz oluştu , bu bile size bir işaret vermedi. Yönetimin İzmir kanadına sormak istiyorum ; değerli yöneticilerimiz futbolcular neden bu kadar mutsuz , neden bu kadar bezgin , aralarında bir arkadaşlık , bir takımdaşlık olmadığı her hallerinden belli , sevgisizlik hat safhada , hepsinde bitsede gitsek havası var , kurumsallaşmak , profesyonellik çok güzel şeyler ama bazı noktalarda amatörlük gerekiyor , özellikle futbolcu ilişkileri biraz amatör olmalı , maalesef Türk futbolcusunun yapısı bu , başında patron gördüğü zaman o da memur gibi davranmaya başlıyor , ama başında abi gördüğü zaman o da kardeş gibi davranmaya başlıyor , bunun çözümüde abi konumunda tüm futbolcuların seveceği ama asıl önemlisi saygı duyacağı bir sportif direktörün gelmesi. Sportif direktör futbolcuların abisi olacak , sizin içinde profesyonel bir yönetici olacak önce takım içindeki dostluk ve arkadaşlık havasını oluşturmamız gerekiyor. Sn Altınbaş , sizin iyi niyetinizden hiçbir zaman şüphe etmedik , bu takım için en iyisi neyse onun olmasını istediğinizden , başarılı olmayı en az bizim kadar çok istediğinizden eminiz , şunuda biliyoruzki eğer bugün siz benden bu kadar dediğiniz anda maalesef İzmirde bir camiamız olmadığı için yine kaos dolu günlere geri döneriz – bizim Göztepe sevgimizi etkilemez orası ayrı ama başarılı olma hayalalerimizi erteleriz- ; ama Altınbaş adı bile başlı başına bir umut vesilesi olmaya yetipde artmıştı bize , umutlarımızla bir süre idare etmeye hazırken bu sefer bize ümit verdiniz , hedef gösterdiniz ama geldiğimiz noktada görüyoruzki pratik olarak hedefe adım adım gidiyor gözüksek bile aslında teorik olarak hedeften uzaktayız , maliyeti düşük , performansı istikrarsız ve sürekli değişen bir takım olduk , şu an BankAsya liginde oynayan takımlara desenizki buyurun gelin Göztepeden oyuncu beğenin , ben şu oyuncuyu alıp direk ilk 11’de oynatırım diyen bir takım çıkarmı merak ediyorum. Hal böyleyken eğer bu sene bir mucize daha olur 1.lige çıkarsak yine takım baştan aşağı değişmeyecekmi , siz çok başarılı bir işadamısınız , sağlam bir yatırım yapıp , sağlam bir temel oluşturup her sene üzerine biraz daha yatırım yaparak daha kolay ve hızlı şekilde yatırımın geri dönüşümünü sağlayacağınızı hepimizden daha iyi biliyor olmalısınız. Hemen dibimizde Bucaspor örneği var. Süper lige çıkmak üzere olan takımın temelleri 2 sene önce atıldı , altyapıdan oyuncularda vardı, adı sanı duyulmamış genç oyuncularda ama Yılmaz gibi tecrübeli oyuncularda vardı yani istenirse 2.lige gelebilcek tecrübeli oyuncular her zaman bulunabiliyor , Bucaspor’un maliyeti ne oldu bilmiyorum ama eğer süper lige çıkarsa tahmin ediyorum 5 yıllık maliyetini 1 seferde kapatıp kara bile geçmiş olacak. Bu yıl hala bitmedi ama bu oyunla ve maalesef bu oyunculara bir üst lige çıkmak adeta hayal. Gelecek yıldan başlayıp 3 yılı kapsayacak bir planımız olmalı , öncelikle gerçekten tüm futbolcuların sevip saygı duyacağı bir sportif direktör , ardından bizi süper lige çıktığımızdada yönetebilecek olan bir teknik direktörle işe başlamalıyız. Başında gerçekten önemli bir ismin bulunduğu takıma üst liglerden futbolcu kazandırmak çok daha kolay olacaktır. Altyapımız nazar değmesin gayet güzel gidiyor ve 1-2 yıl içinde yeni oyuncularımız takıma dahil olacaktır. Sportif başarısızlık Altınbaş ile birlikte pek çok konuda yakaladığımız başarılara gölge düşüremez , artık hepimizin gururla taşıdığı lisanslı ürünlerimiz , kurumsal bir yapıda yönetilen bir kulübümüz var , sportif başarı bütün bunların değerini arttıracak ve ilerlemesine katkıda bulunacaktır.
Mehmet Altan
22.03.2010
- Ayrıntılar

Yine yorucu , sonucunun tatmin edici olmaktan uzak olduğu , ama dostluk ve kardeşlik adına , armaya olan bağlılığın ifade edilişi adına , yılda ancak bir kaç kez görebildiğimiz tüm dostlarımız ile bir kez daha kucaklaşarak hasret gidermek adına ve herşeyden önemlisi yaşantımızı ona göre düzenlediğimiz armamızın yanında olmak ve kan ter içinde kalıncaya kadar , sesler kısılıncaya ve dönüş yolunda harap bitap 600 kilometrelik yolu adeta yorgunluktan sızarak geçirmek adına , her şeye rağmen güzel bir deplasmanın anılarını sizlerle paylaşmak isterim...
Artık iyice kemikleşmeye başlayan, aralarındaki sevgi, bağlılık ve dostluğun kardeşliğe doğru dönüşmeye başladığını sevinerek gördüğüm ANTALYA TAYFA yaptırdıkları iki yeni pankart ve Keçiborlu'dan aldıkları iki arkadaşımız ile birlikte cumartesi gecesi saat 02.30 sularında Antalya'dan yola çıktı. Gecenin bir vakti , herkes eşiyle , sevdiği ile çoluğu ile çocuğu ile sımsıcak yuvalarında tatlı bir hafta sonunu geçirirken 14 tane insanın bu gece vakti neden ve ne için yollara düştüğünü anlayamayan, hayatında ilk kez gören ve bunu anlamaya çalışan ve ilk başlarda bunda zorlanıp biraz mızmızlanan :))) kaptan şöförümüz İbrahim Beyin huysuzluklarına rağmen keyifli bir yolculuk sonucu Ankara'ya ulaştık.
Polatlı'yı geçtikten sonra malum sebeplerle yol kenarında bekleyip ihtiyaçlar giderilirken simsiyah ve 43 plaka bir wolkswagen bizi geçip az ileride durdu. İçerisinden abartmıyorum 15 kişi indi. :)) Dumlupınar Üniversitesinden arkadaşlarımız ile kucaklaştık. Normal olarak kimse kimseyi tanımıyor. Ama hepimiz kardeşiz ve GÖZTEPE'liyiz. Hafif yağan yağmur ve soğuk havada bir pazar sabahı Ankara'ya 40 km mesafede tanıştık. Mutlu olduk. Bu arada 20 dakika kadar arabanın önündeki antalYALI pankartını bir türlü bağlayamayan Burak,Serhat, Egemen, Erman, Demir ve ben seviyeli esprilerin ve takılmaların hedefi olduk. Sonunda Osman kardeşimizin hünerli elleri sorunu çözdü.:))
Ankara'da Anıtkabir yakınlarındaki Buz pateninin karşısındaki parkta toplandık. Oradaki kardeşlerimiz ile buluştuk. Antalya'dan getirdiğimiz peynirli pidelerimizi yedik ayak üstü. Sonrasında Anıtkabire yürüyüş başladı. Yollarda bizi gören insanlar sabahın bir vakti kimdir bu gençler diyerekten şaşkınlıkla baktılar. Anıtkabirin köşesinde İzmir'den gelen kardeşlerimiz ile karşılaştık. Kucaklaştık. Deplasmanların en sevdiğim anı bu. Dostların karşılaşma anı ve kucaklaşmalar. Yaşanası anlar.
Sonrasında efendi gibi , hiç bir taşkınlık ve saygısızlığa mahal vermeden Anıtkabir ziyaretimiz gerçekleştirildi. Kolkola girilerek oluşturulan saflar ve merdivenlerden bu şeklide çıkış, ziyaret ve sonrasında dönüş sırasında asla taviz verilmeyen Göztepe'li duruşu orada bulunan yerli yabancı, genç yaşlı tüm ziyaretçilerin takdirini kazandı. Özellikle yabancı dil bilen arkadaşlarımızın yabancı hanımefendilerin fotoğraf çekilmesinde, anıtkabir ve Türkiye hakkında bilgilendirilmelerinde gösterdikleri olağanüstü gayret, turist kafilesinin anıtkabirden ayrılırken hemen tamamının otobüs içerisinden ayağa kalkarak el sallamaları ile sonuç verdi. :))))
Stada konvoy halinde geldik. Otobüslerin kornalar ile gelişimizi haber vermesi ile karnavala dönen ortamda çok saygıdeğer kaptanımız İbrahim abimiz yine ısrarla kornaya basmayarak bizlerin maça asabiyet katsayısının zirve yaparak hazırlanmamızı sağladı. Sağolsun :))
Her yerde olduğu gibi , 50-100 kişiye top oynayan ev sahibi takım, konu Göztepe olunca misafir seyirciler için bileti 10 lira yapmıştı. Akhisar'a 5 Göztepe seyircisine 10. Tribünlerin en az 10 yerinden ücretsiz kolayca girilebilme imkanı olmasına rağmen bunu değerlendiren taraftar sayımız oldukça azdı. Antalya Tayfadan Osman kardeşimizin kolayca gerçekleştirdiği sızma hareketinin , özel güvenlik tarafından 5 dakika sonra tekrar yanımıza gelmesi ile son bulması diğer arkadaşlarımız tarafından coşku ile karşılandı.:)))
Resmi site 200 kadar taraftarımız demiş. Koydukları resim istiklal marşı okunurken yerini alan kısım. Maç başladıktan sonra yönetimin de gayretleri ile içeri alınanlar ile birlikte ve en coşkulu anlarda resim alınsa taraftarın durumu ve sayısı net olarak görülür. Bize ayrılan yerin koltuk sayısı 805. Tamamını dolduramadık. Ama 500 kişi olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim.
Maça Recep'i sol açıkta Hasan Aydınlı'yı sola Uğur'u da tek forvet ilerde başlattı yeni hocamız. Süper lige BİLE çıkabilecek oyun düzenimizin bu olmadığını olamayacağını da sanırım sonradan anladı. İlk yarıda Uğur'un kaleyi karşısında bulduğu ama kalecinin burnunun dibine kadar girip bir plase ile ağları görebilecek kondisyon ve güce sahip olamadığı için yayı geçtikten sonra vurmayı tercih ettiği ve auta giden top dışında bir pozisyonumuz olmadı ilk yarı. Ben kendisinden çok özür dileyerek Recep için bir iki söz söylemek isterim . Burak her topu alışında seni aradı. Defalarca topu alıp orta sahada Ali mumcu ya da boşta olan bir başka arkadaşına verdin. Sonrasında topu alan oyuncumuz senin depar atman gereken alana, bomboş alana topu gönderdi. Peki sen ? En az üç kez topa koşmadın koşamadın. Tamam belki rakip oyuncu topu senden önce alabilir. Ama en azından git ve adamı rahatsız et Recep kardeşim. Belki adam kayar düşer en azından belki baskıyı görür taca atar. Her neyse. Recep kardeşimin ya morali bozuktu ya da kafasında başka şeyler vardı ki maça fazla yoğunlaşamadı.
Tribünlerin üstün gayreti dahi ilk yarıda takımı hareketlendiremedi. Geride bol bol yan pas yaparak vakit geçirdik. Bir de Hasan Aydınlı kardeşimiz topu aldığında çizgiden sarkmak yerine çalımlarla içeri yönelmesi ve her defasında topu kaptırması ilk yarının aklımda kalan anlarıydı.
İkinci yarının ilk on dakikası tamamen tribünlere doğru döndüğüm için kaçırılan bir pozisyonu göremedim. Bu noktadan sonra maç , tribünler, internetteki sitelerimizde yapılan yorumlar ve takımımız ile bir iki saptama yapıp sonuç olarak söyleyeceklerim olacak. Bunları maddeler halinde sıralamak isterim :
-. Futbol ilginç bir oyun. Taraftarımız tribünlerde destek vermekten o kadar çok yoruldu ki , psikolojik olarak sahadakilerin aynı oranda yorulmadığına inandı. Sonrasında şerefiniz varsa oynayın tezahüratı geldi. Yanlıştı.
-.Takım ikinci yarının çok büyük bölümünde üstün oynadı. 3 net gol pozisyonu vardı. Önümüzdeki saç özürlü hakem beyefendi iki kez bariz olarak hatalı ofsayt kaldır dı ki bunların ikisinde de iki oyuncumuz bomboş kaleci ile karşı karşıya kalacaktı. Buna rağmen bu posizyonlardan bir tanesi gol olsa şimdi çok başka şeyler konuşulacaktı.
-. Biraz insaflı olmakta fayda var arkadaşlar. Takım ikinci yarı elinden geleni yaptı. Ayağa oynadı , kanatlara indi, duran top organizasyonu yaptı verkaç yaptı ve sair. Hatta hızlı çıktığımız bir pozisyonda Ferhat topu aldığında vurmak yerine şimdi solunda kim vardı hatırlayamadığım bomboş bekleyen ve ofsayt olmayan oyuncumuza verse maç o dakikada döner ve inanın farka giderdik.
-. Şimdi bu noktada bir nefes alıp düşünelim : Biz bu güne kadar ki 7 maçımızın hangisinde mahkum oynadık ? Hangi takım bizi eze eze yendi? Ben inatla söylüyorum. Bizim takımımız bu gurubun altında bir takım değil. Güngören maçında ikinci golü ararken, pozisyon yakalayıp kaçırırken bir korner atışında rakip Tamer'in burnunun dibinden defanstakilerin bakışları arasında yükselip golü atmadı mı? İskenderun maçındaki o sahaya rağmen yapılan mücadeleyi hatırlayın. Göztepelist te bu takım Bank Asya ya çıkar başlığı atılmadı mı? Tokat'ta son on dakikada kaçırılanlar. Akhisar maçında rakibin kaç pozisyonu var Allahaşkına ? Ya da Şanlıurfa maçının ilk yarısında oynanan futbolu bu grupta hangi takım oynayabiliyor? Sonuç olarak ; takımımız çok üst düzey bir takım olmayabilir. Ancak ellerinden geleni yapan ve bu gruba göre kaliteli oyunculardan oluşuyor. İnanın kendilerine yapılan küfür ve hakeretleri de hak etmiyorlar. Çaresizliğe , feverana , küfür kıyamete hiç gerek yok.
-. Şu mantık çok yersiz : Onca kilometre yol tepiyoruz cefa çekiyoruz. Galip gelemiyoruz . O halde her şeyi söylemek benim hakkım. Yok böyle bir model. O kadar kilometreyi biz sevdamız için yapıyoruz. Yapacağız da. Sonuna kadar destek verilecek. Sonuna kadar bu futbolcular kucaklanacak. Dardanelsporun geçtiğimiz yıl klasmandan ve ekstra playofflardan çıktığını hatırlayın. Güngören'i deplasmanda yenen Tokat'ın evinde İskenderun'a dağıldığını unutmayın. Bizim pozisyon bile vermeden yenerek liderlikten indirdiğimiz Şanlıurfa'nın Telekoma ne yaptığını gördünüz mü ? HAYAT BİTMEDEN ÜMİT BİTMEZ BİTMEMELİ. Allahaşkına tribünlere sevginizi ve desteğinizi haykırmaya gelin. Küfretmeye değil. Maçı izleyebilenlere sormak isterim : ANTALYA TAYFA'NIN tribünlerdeki bitmek tükenmek bilmeyen enerjisini gördünüz mü ? Tribünleri sürükleyişini ? İnanın bunun tek nedeni var : SEVGİ.
Bu takımı motive etmek için ne yapılması gerekiyorsa yapalım. 9 maç ve alınacak 27 puan var. Bu gruptan 26 puanı bulan ikinci olarak direk Bank Asyaya çıkar. Bir olalım beraber olalım bunu başarırız. Geçen yıl ilk maçta Kahramanmaraş'tan üç gol yiyip , son 8 maçın 7 sini kazanan bu takım değil mi ? Yine yaparız yine başarırız. Ben inanıyorum. Yönetim de inanıyor. Futbolculara da inandıralım bunu. Madem ki büyüğüz madem ki efsaneyiz. Bunu hep birlikte başaralım.
Son kez küçük bir sitemim olacak takıma : YA ARKADAŞLAR. BİR TANE GOL ATMAK BU KADAR MI ZOR YA ?
SAYGILARIMLA ...
NE OLURSA OLSUN GÖZTEPE'MİZE BİR ŞEY OLMASIN...
MUSTAFA DALYANOĞLU...
- Ayrıntılar

Göztepelist maillistten iki yorumla Türk Telekomspor-Göztepe maçı:
Herseyden once bufede cikan olayda yaralanan arkadaslara acil sifalar
dilerim..
Maca giriste bir sokla karsilastik toplamda Goztepemiz icin 83 adet bilet
satildigini soyledi gorevliler ve bizi disarda tuttular..bileti olan
arkadaslar iceri girdikten sonra 300u askin taraftarimiz 28.dk civarinda
iceri girebildi.. o da guc bela.. O nedenle ilk yarim saat ne yasandi
bilmiyorum ama macin geri kalaninda takimimiz yine vasati asamadi.. Rakibe
de cok buyuk bi firsat vermedik acikcasi ama pisipisine macin bitimine 5dk
kala bi gol yedik.. Macin hakki beraberlikti kesinlikle..
Ancak sorun gol pozisyonuna dahi giremememiz.. koca macta dogru duzgun 2
sutumuz vardi.. Goztepe boyle oynamamali yani.. gerekirse yine kaybedelim
3-0 kaybedelim hatta ama bizde pozisyona girelim gol kaciralim vs..
Bunlar olmadigi muddetce bu futbol anlayisiyla isimiz zor cunku gercekten
uretemiyoruz.. Macta yeni transferlerden Burhani begendim acikcasi.. Kumasi
gercekten iyi duruyor.. ADAM GIBI BESLENEBILIRSE orta sahamiz tarafindan
skoru degistirebilecek yegane forvetimiz kendisi..
Takimin geneli dedigim gibi vasati asamadi ve 0-0 bitmesini beklerken pisi
pisine bir gol yiyerek yenildik..
Soylenecek cokta fazla bisey yok.. Umarim toparlanir bu takim..
Kemal Arda OZERTEM
Göztepelist maillistten 24834 numaralı mesajdan alıntıdır.
Ben de yaralanan arkadaşlarımıza acil şifalar diliyorum.
Ankaralı bir Göztepeli olarak dün ben de maçtaydım. Hatta gurur
duyduğumuz taraftarımızı ve takımımızı göstermek için daha önce hiç
Göztepe maçına gitmemiş olan kayınbiraderimi de maça götürdüm.
Taraftarımız her zamanki gibi 90 dakika hiç susmadı ve hem maç öncesinde,
hem maç sırasında ve sonrasında çok olgun davrandı.
Maça gelince... Maalesef bu şekilde işimiz zor. Maç boyunca iki
pozisyonumuz oldu. Maça beraberlik için çıktığımız çok belliydi. Sonuçta
delinin taşı bir gol yedik ama futbolda bu oluyor, gol atmadan puan
kazanmak çok zor. Biz de atabilirdik ama şans dün Telekom'un yanındaydı.
Onlar da öyle ahım şahım pozisyonlar yakalamadılar. İkinci devre oyunu
bizim sahamıza yıkmaya çalıştılar ama yine de üretken değildiler.
İnşallah kısa sürede düzeliriz.
Ankara'da askerlik yapıp İzmir'den boyoz getirten asker arkadaşımıza da
hayırlı teskereler diliyorum.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Goztepelist maillstten 24837 numaralı mesajdan alıntıdır.
- Ayrıntılar

1970’Lİ YILLAR, İzmir futbolunda Göztepe destan yazmış bir takım olarak 1. Ligde mücadele veriyor. Altay ona keza. Ksk, Altınordu, İzmirspor birer düşüyorlar 1. Ligden. Göztepe ve Altay 1970’li yıllarda uzun süre iki İzmir takımı olarak İzmir’i temsil ediyorlar. Bu yıllarda diğer İzmir takımları alt kümelerde sürekli kan kaybediyorlar. Göztepe ve Ksk arasında bırakın rekabeti dostluk hakim o yıllarda… Bucaspor diye profesyonel bir takım zaten yok. Amatör kümede çünkü….Göztepe’nin kazandığı Uluslar arası başarılar nedeniyle, İzmir Fuarı’nın popülerliği nedeniyle İzmir çok farklı bir futbol kenti. Hani günümüzdeki söylemlerde çok söylenir ya, bir süper lig takımımız olsa, esnaf kazanır, taksici kazanır, İstanbul basını İzmir’e gelir, İzmir basını ulusallaşır, hatta uluslar arası olur, bunların hepsi yaşanmış zaten 1970’lere kadar. 1971 yılında düzenlenen Akdeniz Olimpiyatları ve İzmir Atatürk Stadı’nın İzmir’de inşa edilmesi de kesinlikle Göztepe’nin ve her biri birer abide olarak İZMİR caddelerini süslemesi gereken efsane takım futbolcularınındır. Futbolda dün yoktur derler. Bugün vardır. İşte bugün ortadır. Geçmişine sahip çıkmayanlar yok olmaya mahkumdurlar. Anımsayanlar var mıdır? Sezon başlarında 1970’li yıllarda TSYD kupası maçları düzenlenirdi. Hangi takımlar katılırdı? Göztepe, Altay, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray. İzmir böyle önemli bir futbol kentiydi. Bu maçları bizzat izlemiş biri olarak Göztepe’nin o yıllarda İzmir adına ortaya koyduğu katkının ne düzeyde olduğunu bugün daha iyi anlamaktayım….
Gelelim yazımın başlığındaki sessiz kelimesine: Bugün Şanlı Urfa ile oynadığımız cezalı maçın sessizliğinden ilham alarak bu yazının başlığını attım. Bu aslında bir tezahuratın adıdır. Yaşı 45’i geçenler iyi anımsarlar. 1970’li yıllarda İzmir’de Atatürk Stadının 80.000 kişilik kapasitesi ve İzmir’in ateşli futbol taraftarları nedeniyle tüm ulusal futbol maçları İzmir Atatürk Stadında oynanırdı. Günler öncesinden Ulusal maçların biletleri biterdi. İzmir’in nüfusu 750.00 civarıydı. Maçlara sabah erken saatlerde gidilirdi. Saat 10:00’da Atatürk Stadı’nın yarısı dolardı. Maç saatinde ise tümü…Bir amigo vardı İzmir’e mal olmuş: Sarı Yaşar. Kırmızı şarap rengi T-Shirt’ü ile sahayı turlar 80.000 kişiyi bir el hareketi ile sustururdu. Ellerini havaya kaldırır ve sessiz diye haykırır, ellerini çırpardı. Seksen Bin kişi de ellerini çırparak ona uyardı: Şık Şık Şık,Şık Şık Şık. Yani sadece alkıştan oluşan bir tezahurat, sadece İzmir’e özgü bir tezahurat, Türkiye’de hep bir elden en fazla kişinin katıldığı tezahurat. Bugünkü maçtaki İzmir’e, Göztepe’ye özellikle Göztepe’ye hiç yakışmayan bu sessizlik bana bu nostaljik tezahuratı anımsattı nedense. Kimse, ama kimse engellemeye, önümüze geçmeye çalışmasın. İzmir’in futbolda dermanı Göztepe’dir. Yeni nesilin söylediği gibi and olsun ki geliyoruz ıssız kuytu köşelerden: SESSİZ, SESSİZ!!!!!!
Özant Önçağ
- Ayrıntılar

Göztepemiz, mucizevi bir bicimde ciktigi 2. Lig Yükselme Grubu'ndaki ilk haftayı bay geçirmiş, ikinci hafta çıkacağı ilk maçı İstanbul'da oynayacaktı.
Bu özellikle biz İstanbul'daki Göztepelileri çok heyecanlandırmıştı ve maça bir hafta kala buluşmalar tertiplendi, telefon trafiği çalıştı.
31 Ocak Pazar günü, Güngören Stadına geldiğimizde yağmur yağıyordu. Güngören taraftarları ile en ufak bir olumsuzluk olmamasınra rağmen, bizim gireceğimiz kapıda bir yığılma vardı. Bir türlü dışarıdaki taraftarımız içeri giremiyor, anlamsız bir hengame yaşanıyordu. Yağmur altında dışarıda beklerken, kapının bir türlü açılmaması, 12-13 saat yol tepip dışarıda kalan taraftarımızın iyice sinirlerini gerdi ve önce stad görevlileri tartaklandı, daha sonra polisle bir arbede yaşandı. Polisle tekmeleşmeler, itişmeler yaşandı. Polise bira şişeleri atıldı. Bir ara kovalamacalar oldu. Hatta bir polis silahını düşürdü. Tabii ki bu arada kaçınılmaz olarak polis, birkaç kişiyi aldı. Bu durum onların arkadaşlarını daha da üzdü ve sanki yapılması doğru olan buymuş gibi, onlar da polise saldırdı. Polisin aldığı birini zorla geriye alabilmek gibi bir alternatif olmadığından bizler araya girdik ve önce taraftarı sakinleştirmeye çalıştık. Bunu başardıktan sonra polis nezdinde girişimlerde bulunduk ve alınan o kişiler arkadaşlarına iade edildi.
Öncelikle bu konu hakkında şunu söylemem gerekiyor. Biraz akıllı, mantıklı olun! Alınan arkadaşlarınızı, polise saldırarak geri alamazsınız. En fazla olacağı sizi de alırlar , şanslıysanız, o şekilde "nezarette" birlikte olursunuz. Bu delikanlılık değildir. Hele, araya giren Göztepelilerle takışmak, onlara posta koymak hiç delikanlılık değildir. Bunları kime söylediğimi onlar iyi biliyor. En nihayetinde gittik, polisle görüştük, "biz halledeceğiz" dedik ve polisler de olayın üzerine gitmedi, agresif tavırdan imtina etti. Daha sonra da alınan kişiler iade edildi. Arkadaşlar, bu davranışlardan kaçınmaya çalışalım, keskin sirke küpüne zarar. Benden söylemesi.
Yaklaşık yarım saat geç stada girdikten sonra seyretmeye başladığımız Göztepe tatminkar olmaktan çok uzaktı. Takımda bir beceriksizlik ve atalet gözlemleniyordu.
Tatminkar olan tek şey en az iki bin kişi civarında olan cefakar Göztepe taraftarıydı. Yalanasır'daki "yaklaşık 1000 kişi" laflarına bakmayın. Güngörenspor kaynakları bile Göztepe'yi 2000-2500 şeklinde rakamlarla telaffuz ediyor. Göztepe kendisine ayrılmış olan deplasman tribününü tamamen doldurdu. Tribünde uzun zamandır İzmir'den "deplasman yaptığını" görmediğim eski dostlar, simalar bulunması, taraftarın, tribünün yeniden toparlandığını, yeniden eski günlerine dönmeye başladığını gösteriyordu. Bu beni sevindirdi.
Tribündeki doluluk ve özellikle maçın belli dakikalarında verilen destek çok güzeldi. İlk devrenin son dakikasına kadar 1-0 yenik durumdaydık. Fakat, Güngören'de de matah birşey olmadığından, bizlerde "yenilmeyeceğiz" hissi hakimdi. Nitekim, gerçek bir penaltı ile soyunma odasına 1-1'lik skorla gidebilme avantajını yakaladık.
İkinci devrede ne yazık ki, takım dişe dokunur hiç bir hamle, tribünleri heyecanlandıracak, gol umudu verebilecek, "bu maçı alırız" dedirtecek hiçbirşey yapmadı. Ben yazılarımda futbol otoritesi olmadığımı, teknik konularda iddialı konuşmadığımı her zaman belirtirim, ve teknik analiz hemen hemen hiç yapmam. Bu anlatımımda da bu tutumumu bırakmayacağım. Sadece belirtmem gereken bir gerçek var, o da takımın top yapamadığı, cezalı ve sakatlardan oluşan eksik bir Güngören'den daha iyi oynayamadığıdır. 90 dakika insanı heyecanlandırabilecek en fazla iki şutumuz vardı. Güngören galibiyeti hak eden taraf görüntüsü veriyordu. Her ne kadar hakem yanlış bir kararlar out'a çıkan topa kornder dedi ise de ve biz o kornerden golü yedi isek de, gerçek şu ki, yediğimiz gol olmasaydı biz gol atamayacaktık. Takım ancak yenen golün hırsıyla biraz hareketlendi fakat o da bizim bir puan bile alabilmemizi sağlamadı.
Maçtan sonra, Güngören stad yetkilileri hoparlörlerden kolbastı çalarken, biz de atkıları kaldırmış İsyan Marşı söylüyorduk. Bir süre sonra kolbastının hoparlörlerden yükselen gürültüsü kısıldı ve tüm Güngören hayran hayran İsyan Marşı'nı dinledi. Güngören taraftarı, taraftarımızı "hepiniz Allah'a emanet olun" tempoları ile uğurlarken, karşılıklı "Göz Göz" çekildi. Maçtan önce ve maçtan sonra şahsen ben ve duyduğum kadarıyla diğer arkadaşlar Göztepe atkıları ile Göngören meydanında sokaklarında rahat rahat hiçbir taciz olmadan dolaşabildi. 35 plakalı araçlar, stadın önüne kadar parkedebildi. Göngören taraftarını gösterdikleri medeniyetten ve misafirperverlikten ötürü tebrik ediyor, kendilerine teşekkür ediyorum.
Bu maçtan çıkarılması gereken çok çarpıcı sonuçlar var:
- Güngören Belediye'sinin her iki tarafı da "kapalı" yedi bin kişilik bir stadı var. İstanbul'da yılbaşından beri devam eden yoğun yağmurlu, karlı fırtınalara rağmen zemin beklenenden çok daha iyiydi. Alsancak Stadı'nı düşününce yine utandım! Bakımını üstlenmek ve kira ücreti vermek karşılığında kendisine kiralanan Altay, Alsancak Stadı için ne yapar? GSİM bu stad icin ne yapar? Belediye ne yapar? Koca bir HIC!!! Izmirli'ye suç atmak en kolayi....
- Stada girerken yaşanan problemlerin biletsiz girmekte gösterilen ısrardan kaynaklandığını zannediyorum. Cebindeki üç kuruşla böyle bir deplasmana gelen cefakar taraftarın durumu ortada, fakat stat yetkililerinin de kapıları açmayıp, turnikeyi kullanma ısrarı da çok anlaşılmaz değil. Polisten kapıyı düzenlemesini bekleyen yine Goztepelilerdi, bizlerdik. En kötüsü böyle bir durumda ortada direkt bir polis agresifligi yokken, polisle ciddi bir arbedeye girmek.
- Egri oturalim, dogru konusalim. Goztepe bu oyunla devam ederse, yükselme grubunda ilk ikiye giremez. Yeni transflerin birlikte oynama eksikligi midir, yoksa baska birsey mi var bilemem. Ama bir gerçek var ki, İmam Altınbaş'la buluşma, kendisinin oyunculara ve teknik heyete beklentilerini anlatması, takımı misafir etmesi bile bu sefer galibiyete yetmedi. İstanbul'daki galibiyetler zinciri sihri bozuldu. Umarız bozulan sadece bu sihir olur ve alacağımız puanlarla bu son düzlükte ipi göğüsleyen Göztepe olur.
Saygilarimla,
Burcak Unsal
KÖŞE YAZILARI
-
İnstagrama kayıtlı 52 milyonluk örneklem üzerinden bakarak Türkiye’de hangi takımın kaç taraftarı var?
10 May 2020Oğuz Reşat Sipahi http://www.sipahi.tk Hangi takımın daha çok taraftarı var? Bu soru çok iç gıdıklayan bir soru biliyorum. Pazar Pazar maçlar da yok. Nereden aklıma geldi diye sorarsanız Dövletimiz sağolsun. İnstagramda Kumluca-Olimpos alanının yüce Dövletmiz tarafından 1. derece sit alanı konumund... -
Ülkemizde 1098, dünyada 108319 kişiyi covid19 kanlı ve mukuslu kırbacı ile kaybettik...
12 Nisan 2020Oğuz Reşat Sipahi http://www.sipahi.tk *Ülkemizde 1098, dünyada 108.319 kişiyi covid19'un kanlı ve mukuslu kırbacı ile kaybettik... *Ne mutlu bizlere değil ki ülkemiz, covid19 açısından müreffeh ülkeler düzeyini yakalama ve aşma yolunda koşar adımlar ile ilerliyor... Yine de arada iyi şeyler de var... -
Gözyaşları...
21 Nisan 2019Oğuz Reşat Sipahi http://www.sipahi.tk Uzun zamandır yazasım gelmiyordu ligin ilk devresinde yazacak birşey yoktu pek, ya da dünyevi dertlerden yazasım gelmedi... Ligin ikinci devresinde de yazasım gelmedi bu sefer çoğunlukla dünyevi ailevi dertlerden... Dünkü gözyaşlarına kadar... Taraftarımızın,... -
Göztepe TEK Büyüktür.
28 Nisan 2018Özkan Cengiz ozkan@ozkancengiz.net Göztepe TEK Büyüktür. Yıllar önceydi amatördeydik, takıma tribünlerin yoğun tepkisi vardı, hoca ve oyuncular fazlaca tepki alıyorlardı. O günlerin yöneticileri ile bir araya geldik. Şaşkındılar, bize nasıl profesyonel çalıştıklarını anlatıyorlardı. Video analizler...
