
Çağatay Çağlar
Ciddiyeti bilmek lazım...
Ersan Yetişir
Galipsen haklısın...
Sezon başından beri iç sahada oynadığı maçlara bakıldığında Göz Göz, genelde başarılı oldu diyebiliriz. Futbol açısından seyir zevki verdi mi? İşte o sabaha kadar tartışılır. Rakip Adıyamanspor gücü ve klasmandaki yeri ile mütevazi bir kadro ile futbol oynamak adına her şeyi yapıyor. Oyunu asla çirkinleştirmedikleri gibi 10 kişi kaldıkları dakikalarda bile golü düşünen felsefeleri ile taraflı tarafsız her kesin taktirini kazandılar. Göztepe’ye, gelince… Oyuna bilinen 4-4-1-1 dizilişi ile başladı. Oyunun hemen başında yenen şok gol ile hayli bocalayan sarı kırmızılılar beraberlik golüne kadar telaşlı görünümleri ve gol bölgelerinde çoğalamamaktan dolayı oldukça sıkıntılı bir süreç yaşadı. Özellikle sol tarafta yeterli kanat bindirmelerini yapamayan Göz Göz, bu dakikalarda maça sağ kulvarda oyuna başlayan Serdar Samatyalı’nın sol kulvara geçmesi ile rahatladı. Devrenin bitimine yakın penaltıdan galibiyet golünü bulan Göz Göz’de tek teselli kötü oyuna rağmen ilk yarı sonucu soyunma odasına galip giden takım olmasıydı. İkinci yarı rakibinin 10 kişi kalmasına rağmen üzerinde önemli baskı oluşturamaması ve rakibine bu yarıda net 5 pozisyon vermesi bence sorgulanması en önemli konuların başında geliyor. Hala takım olma kimliğine kavuşamayan sarı kırmızılılar maçların isimler ile değil takım halinde kazanılacağını kavramış değil… Bence en büyük tehlike bu.
Nevzat Güzelırmak
Anıl, Raşit ve Yılmaz
Geçen haftaki Körfez yenilgisini telafi etmek isteyen Göztepe için Adıyaman maçı da kısa süreli bir şokla başladı. Henüz 6. dakikada Akın, Mehmet Yılmaz, Anıl, Orhan Terzi ve İlhan gibi hava hakimiyeti olan oyuncuların arasından yükselen Erdi'nin kafa vuruşu 25 dakikalık bir suskunluğa neden oldu. Bu gol sonrası kısa paslar ve derinlemesine atılan toplar ile rakip kalede tehlike yaratmaya çalışan sarı-kırmızılılar 31. dakikada aradığı golü buldu. Golde pozisyonun hazırlayıcısı olan Raşit, Göz Göz'e adeta nefes aldırırken, sarı-kırmızılılar maçın hakimiyetini de eline aldı. Ve peşi sıra ilk yarının uzatma dakikalarında İlhan'ın penaltısı ile öne geçti. Göztepeli oyuncular, soyunma odasına 2-1'lik skorla girince ikinci yarıya da hızlı başlayıp, 54'te 3. golü buldular. Zaten rakibin de 10 kişi kalması meseleyi çözmeye yardım etti. Bu arada 3. gol mükemmeldi.
Göztepe'de özellikle Anıl ve Raşit'i beğendiğimi söylemeliyim. Ve tecrübeli Yılmaz'ın da galibiyetteki payı tartışılmaz. Anıl basit oynuyor ama ısrar edilirse aşı tutar. 6 hafta sonra formasına kavuşan (9.haftadaki Göztepe-Alanya maçı) Yılmaz'ın ise formasını ne kadar özlediğini gördük. Moralli ve pskilojisi iyi olan Yılmaz bu takımda her zaman oynar bence.
Gelelim yanlış gözükenlere. Bir kere Türker yalnız kaldı. Tayfun ise sakat değilse neden yedek tutuluyor onu anlamadım. Tayfun bu takımda 11'de başlaması gereken bir oyuncu.
Şimdi Göztepe'nin önünde iki kritik maç var. Çankırı ve Bandırma'yı yenerse ilk yarıyı lider kapatacak. Liderlik ikinci yarıya moralle başlanması için çok önemli. Bekleyip göreceğiz.
Bülent Buda
Esmeyenler vardı...
Özcan Kızıltan, ‘Savunmada sorun yok’ diyor. Bence çok yanılıyor. Kanıt istiyorsa, son üç maçta yenilen golleri, verilen pozisyonları bir daha izlesin. Konuk takım ikinci yarıyı on kişi oynuyor ama Göztepe kalesinde dört net pozisyonu var! Sarı kırmızılıların attığı üçüncü gol dışında izleyeni yerinden oynatacak olgunlaşmış bir atağı yok. Trajik bir paradoks. Yani gülelim mi, ağlayalım mı? Adıyaman’ın yıllık bütçesi, Göztepe’nin sezonluk forma gideriyle eşdeğer olmalı.
Ya, oyun alanındaki oyuncu kalitesini karşılaştırmaya soyunsak ağaçtan düşmüşe döneriz. Buda başka garip bir çelişki. Göztepe taraftarı çarşamba maçlarının izleyicisi değil. Hele maç öğle namazının hemen ardından oynanıyorsa hiç değil. Maç düzenlemelerini yapan zevat epey kafa yoruyor olmalı. Gülünç olmak için yorgun düşüyorlar hayret. Burası Türkiye.
Bülent ağbi ne zaman oyun alnına dönecek diye sabırsızlananlar olabilir. Biraz değinelim. Olmayan yada oynannması bir türlü öğrenilemeyen futbola; Göztepeli futbolcular kalelerine 50 metre öteden kullanılan bir duran topun havada süzülüşünü hep beraber seyredince oyuna 1-0 yenik başladılar. Ve hareketlendiler haliyle. Özellikle Serdar, İlhan, Raşit, Türker dörtlüsünün bireysel yada ikili, üçlü girişimleriyle geçte olsa 31’de gole ulaştılar. 45+ oynanırken kazanılan penaltıyla rakibin 10 kişi kalışı ise bir tür büyük ikramiyeydi. İkinci yarı ev sahibinin 10 kişi kalmış konuk kalesini ablukaya alıp gol üstüne gol pozisyon üstüne pozisyon üreteceğini bekleyenler rakip gol kaçırma yarışına girişince şaşkın, öylece baka kaldılar.
Ne diyelim daha çok maç var. Dün böyleydi başka bir gün görüntü farklılaşabilir. Futbol böyledir.
Elbette izlediklerimize futbol diyebiliyorsak.
